Her Mountain Her Sea - Bölüm 8
Ara sınavları yaklaşırken tüm öğrencileri adeta bir çalışma çılgınlığı sarmıştı; öyle ki ders aralarında tuvalete gitmeye bile vakit bulamayanlar vardı.
Chi Tang’ın notları aslında kötü değildi. Sınıftaki o inek tayfası kadar canını dişine takmasa da sınavdan birkaç gün önce sıkı bir tempoyla yüksek notlar almayı başarırdı. Bunu dışarıya pek vurmasa da içten içe bu durumuyla gurur duyardı. Ancak You Yu ile aynı sıraya oturduğundan beri bu gizli gururu yerle bir olmuştu. Sonuçta, gerçek bir dahinin yanında kim kendi başarısından memnun kalabilirdi ki?
Tam dokuz dersten sınav olacaklardı. Herkesin elbet zorlandığı veya iyi olduğu dersler vardı ama You Yu için durum bambaşkaydı. Onun için sadece “iyi olduğu” ve “daha da iyi olduğu” dersler vardı. Matematik, fizik ve kimya zaten onun kalesiydi; ancak tarih ve vatandaşlık gibi ezber gerektiren derslerde bile kusursuzdu.
Sınavdan bir gün önce herkes panik içindeyken You Yu her zamanki sükunetiyle çalışmaya devam ediyordu. Ne bir stres belirtisi vardı ne de ekstra bir tekrar yapma gereği duyuyordu. Chi Tang daha fazla dayanamayıp sordu:
“Seni hiç tarih ezberlerken görmedim.”
You Yu başını kaldırdı:
“Ezberledim bile.”
“Kaç kere okudun ki?”
“İki kez.”
Chi Tang inanmayarak kitabı açtı ve rastgele bir paragraf seçti. You Yu kitaba şöyle bir baktıktan sonra tek bir kelime bile sektirmeden, olduğu gibi metni okumaya başladı. Chi Tang donup kalmıştı; söyleyecek söz bulamıyordu. You Yu ona bakıp hafifçe gülümsedi. O an Chi Tang bir şeyi fark etti: You Yu değişmişti. Eskiden hiç gülmez, kimsenin yüzüne bakmazdı. Ama şimdi, You Yu’nun gözlerine baktığında kendi yansımasını görebiliyordu.
Chi Tang gözlerini kaçırıp dışarıya baktı. Ginkgo ağacının yaprakları sararmış, sonbahar iyiden iyiye gelmişti.
Üç gün süren sınav maratonu çoğu öğrenci için tam bir işkenceydi. Chi Tang da bitap düşmüştü; kulağında kulaklıklarla boş boş etrafa bakıyordu. Sorular gerçekten çok zordu. Arkalardan, “Bittim ben…”, “Mahvoldum!”, “Bu sorular neydi böyle!” sesleri yükseliyordu. Kimisi gerçekten kötü yapmıştı, kimisiyse sadece rol yapıyordu.
Chi Tang yanındakine döndü:
“Senin nasıl geçti?”
You Yu, “Fena değildi,” diye geçiştirdi.
Bu cevap Chi Tang’ı pek şaşırtmadı ama başkasının dikkatinden kaçmamıştı. Önde oturan Zhao Rongrong arkasına dönüp, “Sınıf birincisi nasıl kötü yapabilir ki? Neden soruyorsun sanki?” dedi. Sonra da iğneleyici bir tavırla ekledi: “Son zamanlarda çok fısıldaşıyorsunuz. Chi Tang, çocuğu rahatsız etmeyi bırak da çocuk notlarını düşürmesin; sonra öğretmen seni sorumlu tutar.”
Kime laf attığı tam belli olmasa da Chi Tang altta kalmadı:
“Sen de her şeye burnunu sokuyorsun. Alt tarafı konuşuyoruz. Notları falan düşmez, düşse bile senden yüksek alır zaten. Sen kendi işine bak.”
Zhao Rongrong tam parlayacaktı ki arkadaşı onu kolundan tutup susturdu. Sınıfa bir sessizlik çöktü. Bir süre sonra Chi Tang’ın önüne bir defter uzatıldı. Sınav sorusu falan sanmıştı ama içinde bir not yazılıydı:
“Onu boş ver, beni etkilemez. Normalde başkalarıyla konuşmayı pek sevmem ama sen farklısın.”
Chi Tang’ın morali bir anda yerine geldi. Hemen altına o dağınık ve sert el yazısıyla cevap yazdı:
“Zhao Rongrong tam bir aptal. Bu sınıfta neden bu kadar çok aptal var?”
You Yu’nun düzgün ve sakin yazısının yanında Chi Tang’ınki biraz hırçın duruyordu. Defteri geri verdiğinde You Yu yine gülümsedi.
Sonuçlar açıklandığında tablo değişmemişti: You Yu yine birinciydi. İlan panosunun en başında onun adı yazıyordu. Bu zor sınavda ikinciyle arasında tam 50 puan fark vardı. Öğretmenler bile şaşkındı; diğer öğrencilerin kâğıtlarını verirken barut gibiydiler ama sıra You Yu’ya gelince bir anda pamuk gibi oluyorlardı.
You Yu her zamanki gibi sessizliğini koruyordu. Yine de arkasından “Çok kibirli biri” diye fısıldayanlar vardı. You Yu bunları hiç umursamadı ama keyfi yerindeydi. Birkaç dersten tam puan almıştı ve en önemlisi, bursu kazanmıştı. Alacağı 200 yuan başkaları için küçük bir miktar olabilirdi ama onun için değeri çok büyüktü.
Zhao Rongrong yine huzursuzluk çıkarmadan duramadı:
“Bursu o aldı, sana ne oluyor da bu kadar mutlusun?”
Chi Tang’ın yüzü hemen asıldı:
“Mutlu olduğumu da nereden çıkardın?”
Masasında duran düşük notlarına bakarken neyin mutluluğunu yaşayacaktı ki?
You Yu, Chi Tang’ın sınav kâğıdına bakmaya yeltenince Chi Tang hemen üzerini kapattı. You Yu yumuşak bir sesle mırıldandı:
“İstersen yapamadığın soruları sana anlatabilirim.”
Çevirmen : Ucube Clumfy
BIR ANDA 36 BOLUM MUU ELLERINJZE SAGLIKKK
canım beni tanımadın
takipte kal 50 bölüm daha atmıştım dün
OHA BIDE YURI ILK DEFA YURI CEVIREN GORDUM
Yerim sizi ttden geldim güncel kalın öpüyorum
çok teşekkürler🙏
Cevri için teşekkürler
yüce clumfy bunu da tamamlamis bize de okumak düser