I Became a God in a Horror Game - Bölüm 17
GHG—BÖLÜM 17
Denizciler balık ağlarını teknenin iki yanına indirirken garipçe bir şey hakkında mırıldanıyorlardı. Bai Liu yalnızca ‘Siren Kralı’nın hediyesi’ gibi ve buna benzer şeyler duymuştu. Jeff geminin yanında durdu ve aşağıya baktı. Yüzünde garip ve hevesli bir ifade vardı. “Siren Kralı’nın onlara deniz insanı vermesi için dua ediyorlar.”
Jeff’in sözleri bitmeden geminin yanındaki denizciler balık ağını kenara çekti ve bir bir aşağıya atladılar. Lucy korku ve çığlık attı. “Ne yapıyorsunuz? Deniz insanı yakalamak istemiyorlar mı? Neden kendi kendilerine aşağıya atlıyorlar?!”
Bai Liu’nun ifadesi her zaman gibiydi. “Deniz insanları avlıyorlar.”
Uzun bir süre geçtikten sonra devasa ağ denizin yüzeyine çıktı. Devasa ağın içinde kopmuş uzuv parçaları ve balık kuyrukları vardı. Bir düzine deniz insanı ağa takılmıştı ve hepsi ölü haldeydi. Kuyrukları çürümüş ve yukarı doğru fırlamıştı.
Bu 12 deniz insanı çöplüğe atılmış oyuncak bebekler gibiydiler. Ağın içindeki deniz insanlarının şu anki şekilleri çarpıklaşmıştı ve ölü gözleri geminin içindeki insanlara bakıyordu. Bazılarının yüzleri iğrenç, bazılarının korkunçtu. Bedenlerinin tamamı ısırılmıştı. Bazı vahşi, derin deniz balıkları tarafından öldürülmüş ve ağın içine fırlatılmış gibi görünüyorlardı.
Bai Liu ışığını kullanarak deniz insanlarının yüzüne baktı ve yavaşça nefes aldı. Bu deniz insanlarının yüzü gazetede olan 12 kayıp turistin yüzleri ile birebir aynıydı.
Gemideki denizciler neşeyle fısıldaşıyorlardı.
“Onlar heykele dönüşecek ve müzeye yollanacaklar…”
“Fakat bu gece müzeden yalnızca dört heykel çıkacak çünkü sadece dört turist var. Ekstra deniz insanlarına ne olacak?”
“Önce onları aşağıdaki depoya koy. Onu bize verebilirsin…”
Deniz insanları kısa süre sonra arkaya gönderildi ve nereye gittikleri bilinmiyordu.
Bai Liu ve diğer üç turist, deniz kızlarıyla birlikte yakalanan taze, sıradan balıklardan biraz yiyebildiler. Bu deniz balığı kısa sürede hazırlandı ve onlara servis edildi. Ayrıca bu deniz insanı gibi kokan balık bozulmuş görünüyordu ve piştikten sonra da özellikle garip bir koku yayıyordu. Bai Liu hariç üç kişi önlerine konan balığa bakarken parmaklarını açgözlüce emiyorlardı.
Balık pirzolası masanın ortasına itilmişti ve sulu balık kafası Lucy tarafından çiğneniyordu. Lucy hızlıca yerken yanaklarına yapışan saç telleri bile ağzına giriyordu. Yağlı saçlarını ağzından yolarak çıkarttı ve Bai Liu’ya gülümsedi. “Bai Liu neden yemeye gelmiyorsun? Bu geceki balık gerçekten taze.”
Lucy’nin elindeki balığın kafasındaki gözler dikkatle Bai Liu’ya bakıyordu.
Andre balık kuyruğunu ısırıyor ve dişleri keskince birbirine vuruyordu. Gittikçe daha çok balığa benziyordu. Gözleri önden bakıldığında neredeyse hiç görünmüyordu ve yüzünün her iki yanında yer alıyordu. Burnu tamamen düz ve çok genişti. Balıksı sıvı ağzının kenarından damlıyordu.
Jeff çatal kullanarak balığın yağlı karnını kesti. Akıl sağlığını zar zor sürdürüyor gibi görünüyor ama hareketleri makine gibi balığı ağzına tıkıştırırken gittikçe daha da hızlanıyordu.
Bir denizci Bai Liu’ya ve onun önündeki balıkla dolu tabağa garip bir gülümseme ile baktı. “Eğer taze balık yemezsen buraya bir hiç için gelmişsin demektir Bay Bai.”
Bai Liu reddetmeye istekli olsa da önünde yönergelerin olduğu panel açıldı.
[Görev Hatırlatması: Eğer denizci tarafından sunulan balığı yemezsen balık avı etkinliği başarısız sayılacaktır.]
Bai Liu bir parça yemeden önce iki saniye sessizleşti. Bu balığın garip, ekşi bir kokusu vardı ama bir kez ağza girdiğinde normal bir balığa ve tatlı bir balık etine dönüşüyordu. Birdenbire Bai Liu’nun önündeki balıklar garip bir cazibeye büründü. Bai Liu fazla iştahı olan biri değildi ama masadaki tüm balıkları yemek için içinde kontrol edilemez bir dürtü hissetti.
Denizci onun yediğini gördü ve tatmin olmuş şekilde gitti.
Bai Liu zihnini ayık tutmak için en iyisini denedi. Kalkıp deniz meltemindeki korkuluğa tutunurken masadaki balıklara bakmaktan kaçındı. Başını indirdi ve göğsündeki paranın metalik kokusunu kokladı.
Paranın kokusu Bai Liu’yu rahatlattı. Muhtemelen bazı şeyleri mantık yürüterek çözebilirdi.
Sudan çıkarıldıktan sonra Siren Kralı derin bir uykuya daldı ve bu deniz bölgesinde belirli bir yeteneğini kaybetti. Sonuç olarak denizin bu bölgesinde ölen insanlar deniz insanı oldu. Öldükten sonra tekrar canlandırıldılar ve dünyaya geri döndüler. Bu aslında bir efsaneydi ama o 12 turistin ceseti bu efsanenin gerçekliğini doğruluyordu.
Burada ölen insanlar gerçekten deniz insanı oluyordu.
Asıl soru denizin bu kadar uzak ve ıssız bir bölgesinde neden bu kadar çok ölü insan deniz insanına dönüşebiliyordu? Tüm müzeyi doldurmaya yetmiyor muydu? Neden denizin bu bölgesinde bir sürü ölü insan vardı?
Bai Liu kurtarılmış 12 turist deniz insanını gördüğü anda neden burada bu kadar deniz insanı olduğunu sonunda anlamıştı. Çünkü burası cesetlerin alanıydı. Kayıp turistlerin bedenini bu alana attıklarını tahmin etti. Sonra deniz insanına dönüşmüş turistleri kurtarıyorlar ve heykele dönüştürüyorlardı.
Sadece bu turistleri öldüren kişi bilinmiyordu… Bai Liu’nun belli belirsiz tahminleri vardı. Bu kasaba hırsızlarla doluydu. Bu kasabada bir sürü turist kendilerine ait olan şeyleri kaybetmişlerdi. Soygun ve kaybolma vakalarından, Siren Kasabası’nın hiç de öyle saf, temiz adetleri olan bir yer olmadığı anlaşılabiliyordu.
Bu kasabanın zenginliği turizimden değildi. Turistlerden çaldıklarındandı. Uzaklardan gelen turistlerden daha iyi keriz mi vardı?
Burası öyle vahşi bir yerdi ki bir sürü turist öldü. Bai Liu turistlerin soyulup, öldürülüp sonra da bedenlerinin buraya fırlatıldığını tahmin etti. Elbette, deniz insanlarının avlanmak için karaya çıkmış olabileceği ihtimali göz ardı edilemezdi.
Fakat deniz insanlarının güçlü ışıktan korktuğu düşünülürse avlanmak için gün içinde kıyıya çıkmaları çok güç olurdu. Popüler turist sezonunda, geceleri bu deniz insanlarının tamamı turistlerin izlemesi için yakalanıyordu. Onların öldürme ihtimali yüksek değildi.
Bekle. Bai Liu bir seri şey hakkında dehşetli bir bağ kurdu. Deniz insanı avı etkinliği için bu denizin bu bölgesinde birileri ölmeliydi ki deniz insanı yakalayabilsinler. Eğer ölen insan olmazsa deniz insanı da olmazdı. Örneğin Bai Liu ve diğerleri geçen sefer kaybolan turistleri yakaladılar.
Kasaba halkı, deniz insanına dönüşmesi için insanları bilerek öldürüyor ve cesetlerini fırlatıyorlardı. Sonra deniz insanı avı gibi bir gösteriye dönüştürüyorlardı. Bu daha çok turist çekmek ve daha kolay onları soymak için yapılan bir turizm endüstrisiydi.
Müze müdürünün neden turist yoksa deniz insanı avı da olmazdı demesine şaşmamalıydı. Çünkü yakaladıkları deniz insanları tüm bu ölmüş turistlerdi.
Buranın belediye başkanı kendi insanını çocukları gibi severdi. Ekonomik gelişmenin desteklenmesi için kasaba halkının suçlarını örttü ve deniz insanı turizm endüstrisini daha da genişletti. Bai Liu, belediye başkanının deniz insanı yaratmaya tamamen kadir olduğunu hissetti. Sonra onları sudan çıkaracak, heykele dönüştürecek ve müzeye yerleştirecek ya da bölge sakinlerinin onları direkt ortadan kaldırmasına izin verecekti.
Bu doğal olarak polisin herhangi bir ceset bulmasını imkânsız kılardı. Cesetler işlendi ve heykele dönüştü….
Bu deniz insanı heykelleri önceki turistlerdi ve içlerinde de turistlerin hayaletleri bulunuyordu. Bu hayaletler canavarlara dönüşüyor ve intikam almak için çıkıyor ve kasaba halkını dönüştürmeye başlıyordu. Onlar halkın muska heykellerine dönüşüyorlardı.
Başkalaşım sürecinde, deniz insanı heykelleri insana dönüşürken kasaba halkı da balık gibi olacaktı. İkisi kimlik değişimi yapmışlardı.
Böylece, aşağıdaki depoda bulunan muskalar aslında Siren Kasabası’nın sakinleriyken, gemideki denizciler ise derin denizlerde can veren hayaletlerdi. Onlar uzun zamandır insan değillerdi. Canavarlardı.
Ama hala bu çıkarımda kaçırılan bir şey vardı. Deniz insanı heykellerinin üç formu vardı: pupa, koza ve kelebek.
Bai Liu gözlerini kıstı. Gelişim yasasına göre, deniz insanı heykellerinin bir evresi eksikti. O da larva evresiydi. En kalabalık ve savunmasız olan larvalar.
Larvalar….Bai Liu yavaşça karnını sardı. Az önce yediği balık parçası mide duvarına karşı rahatça kıvranıyor gibi görünüyordu. Bai Liu soluk parmaklarına baktı ve derisinde balık pullarının hafif bir çizgisi vardı. Çene kemiğinin iki yanı da kaşınmaya başlıyor gibi hissediyordu ve solungaçları büyüyor gibi bir illüzyon yaşıyordu.
Bai Liu yavaşça arkasını döndü. Onunla gelen üç kişi de hala çılgınca yemeğe devam ediyorlardı. Neredeyse insan formlarını kaybet üzerelerdi, özellikle Andre. Titizlikle ağzını balıkla dolduruyordu. Saçı kemik çıkıntılarına dönüşerek sanki yüzgeçmiş gibi yukarı kalkmıştı ve burun köprüsü koyu yeşil pullarla kaplanmıştı.
[Uyarı: Oyuncu Bai Liu başkalaşım evresine girdi. Zihinsel sağlığın düşüyor. Lütfen oyun gerçekliği ile oyun illüzyonu arasındaki farkı ayırt etmeye özen gösterin.]
Bai Liu bunun hakkımda düşündü. Elbette bu deniz insanı heykellerinin canavar kitabındaki son evresiydi: larva evresi. Siren Kasabası’na giren ya da buradan ayrılmayan her sakin, eninde sonunda bu tür bir şeye dönüşürdü. Bu, en zayıf ve yenilme, öldürülme ya da soyulma ihtimali en yüksek olan evreydi.
Şu anki Bai Liu deniz insanı heykellerinden en zayıf olan formdu, larva formu.
[Siren Kasabası Canavar Kitabı yenilendi— Deniz insanı (4/4)]
[Canavar İsmi: Deniz insanı (Larva Evresi)]
[Zayıflık: ??? (Keşfedilmedi)]
[Saldırı Yöntemi: ??? (Keşfedilmedi)]
[Siren Kasabası Canavar kitabının tüm sayfalarının kilidi açıldı. Lütfen Canavar Kitabındaki kayıp bölümleri keşfedin.]
Andre ağzındaki çürümüş eti sildi ve masayı kendinden uzaklaştırdı. Ağzı, çenesine kadar uzanan ince ve keskin dişlerle doluydu. Ağzının içinde kanlı balık olan bir palyaço gibi görünüyordu. “Bai Liu, iddiamızı hatırlıyor musun?” Dedi.
Andre’nin vücudundaki o tuhaf koku Bai Liu’nun ilgisini çekmişti; gözlerini yavaşça kırptı. “Hatırlıyorum. Geceyi bir teknede geçireceğiz, doğru mu?”
Andre alay etti ve ağzı yüzünü iki yanına doğru uzadı. “Neden geceyi deniz insanları ile dolu denizde geçirmiyoruz?” Bai Liu’ya bakarken uzun dilini dışarı çıkarttı ve yüzünün kenarlarındaki kalan etleri yalayarak temizledi. Bai Liu’nun önünde dikildi ve daha da kötücül bir ifade ile gülümsedi.
Çeviri:MadamCurie
bunu cok merak ediyorumm çeviri düzenli gelirse miss
Gelir tabii ki😌( çevirmeni benim)
COK TESEKKURLERR^^ YENİ BÖLÜM HANGI GUNLER ACABA BELLİ BİR DUZEN VAR MI ?
Okula gittiğim için belli bir gün yok ama haftada iki bölüm atarım
Ellerinixe sqglikkk bunu okumak cokkk istiodumm
İngilizce hâlini can cekiserek okuyodum en son artık can cekismeme gerek yok sghakjxhvakh
Manga olarak cevirlmiyor muydu bu sanki ilk bölümü öyle okumuştum burda pek hatirlamadigim için soruyorum
evet, manhuası yeni çıktı. sitemizde bulabilirsin
Çok teşekkür ederim