I Became a God in a Horror Game - Bölüm 7
GHG—BÖLÜM 7
Lucy tamamen ayık değilmiş gibi yemek masasına oturdu. Esnerken Bai Liu’ya doğru yaslandı. Jeff tüm sabah boyunca uyukluyordu. Gözlerinin altında koyu halkalar, teninde mavimtırak gri bir görünüm vardı ve gözleri çökmüştü. Bai Liu bunun kendi hayali mi olup olmadığını bilmiyordu ama Andre’nin göz bebekleri düne kıyasla küçülmüş gibiydi. Andre çok rahatsız, gergin ve huzursuzdu ve dün üzerinde olmayan balık kokusu dışarıya yayılıyordu.
Bai Liu parasını aldı ve Andre’ye baktı.
[NPC ismi: Andre (zihinsel sağlığı geriledi, başkalaşım geçirdi.)]
Andre’nin iştahı yerinde görünüyordu. Büyük tabağını otelin açık büfesindeki yemeklerle doldurmuş yiyordu. Sanki yemeği doğruca boğazından aşağıya dökmek istiyor gibiydi.
Bu otel denize çok yakın olduğu için kahvaltıda çoğunlukla tavada balık, balık haşlama ve balık kızartma vardı. Balık çorbası pürüzsüz, balık pirzola ise nar gibi kızarmış ve çıtır çıtırdı. İştah açıcı görünüyordu. Fakat Bai Liu çürümüş balık kuyruğu gibi keskin bir şeyin kokusunu aldı. Balıkçının çöp kutusuna attığı etrafında sineklerin sardığı ölü bir balık kokusuydu. Bu güzel balık yemeklerine yaklaştığı anda kusacak ve yutamayacak gibi hissetti.
Yine de ne Jeff ne de Lucy o kokuyu aldıklarını belli ettiler. Bai Liu parayı üzerlerinde gezdirdi. Beklediği gibi ikiside ‘başkalaşım geçirmişti’. Odalarındaki deniz insanı heykelleri ile ilgili olmalıydı.
Andre’den bahsetmişken yemek yeme şekli Bai Liu’yu biraz rahatsız etmişti. Andre ağzına büyük lokmalar atıyor ve kaygan balık kuyruğu çiğnerken ağzına çarpıyordu. Sürekli yemeğini bitirmeden önce çatalıyla diğer parçayı alıyor ve ağzına gönderiyordu.
Lucy balık pirzolasını bıçak ve çatalla kesti ve biraz şaşkınlıkla Bai Liu’ya baktı. “Sen yemiyor musun? Bebeğim buradaki balık pirzolaları gerçekten harika! Diyette olmasaydım iki tane yememek için kendimi zor durdururdum.”
“Gerçekten çok güzel bir otel bulmuşsun!” Lucy biraz öne eğildi ve onu öptü. Bai Liu neredeyse Lucy’nin ağzından gelen yoğun balık kokusundan boğulacaktı. İçgüdüsel olarak onu itti. Lucy’nin önündeki tabağı çekti. “Bebeğim şu an formun gayet yerinde. Bir balık yüzünden güzelliğini kaybetmeni istemem. Biraz vejeteryan yemekler ye. Balık pirzolaları burada çok sıradan.”
Lucy güzel sözlerle kandırıldı. Balık yemeği bırakmakta gönülsüz olsa da itaatkarca salatayı yedi. Yalanı devam ettirmek için Bai Liu, Jeff ve Andre’ye de yemeleri için salata uzattı. Jeff yedi ama biraz hoşnutsuzdu.
Bu sırada Andre Bai Liu’ya gülünç ve alaycı bir tavırla bakmaktan kendini alamadı. “Bizim zengin adamımız para sıkıntısı çekmiyor değil mi? Buraya gelmeden önce büyük sözler edip bize istediğimiz şeyleri yiyebileceğimizi ve yapabileceğimizi söylemiştin. Şimdi bir parça balık pirzolası yememize bile katlanamıyorsun. Lucy bak bu senin pinti sevgilin!”
Lucy aniden öfkeyle bağırdı. “Andre! Bai Liu olmasaydı biz bu otele gelip üst düzey balık pirzolası yiyebilir miydik sanıyorsun? Böyle devam edemezsin! Ne kadar çok yediğine bak. Bai Liu senin için ödeme yapmasaydı sen bu otelden hiç ayrılamazdın!”
“Lucy!” Andre Lucy’ye bağırdı ama o kıpırdamadı. Sadece sessizce Andre’ye baktı. Andre hoşlandığı kadına hiçbir şey yapamazdı bu yüzden tüm sinirini Bai Liu’ya yöneltti.
Andre geniş avucu ile Bai Liu’nın yakasını kavramaya çalıştığında Lucy çığlık attı. Bai Liu acele etmeden ağzını açtı ve Andre’ye bakarken gülümsedi. “Eğer ödeme yapmamı istiyorsan bana dokunmasan iyi edersin.”
Andre’nin elleri aniden havada asılı kaldı. Burun delikleri sanki öfkeyle nefes alan bir boğa gibi genişledi ve büzüştü. Kırmızı gözlerle ve yakıcı bir tehdidle Bai Liu’ya bakıyordu. “Eğer bu gece iddiamızın içeriklerine uymazsan o zaman görürüz senin havanı, hiçbir kadınla bile birlikte olamayan kısa boylu çöp parçası!”
Gözleri kanlanmıştı ve başına vurmuş bir öfkeyle dolup taşıyor gibiydi. Fakat Bai Liu’ya hiçbir şey yapmadı. Sonuçta ödemeler konusunda hala Bai Liu’ya ihtiyacı vardı. Tam o sırada bir parça brokoli Jeff’in tabağından yuvarlandı ve Andre’nin ayakkabısına düştü.
Andre patlamak üzere olan bir balon gibiydi ve bu brokoli bunun tuzu biberi olmuştu. Öfkesi kontrolsüzce dışarıya sızıyordu. Jeff özür dileyemeden Jeff’in kafasına bir tane patlattı ve kafasını tabağa yapıştırdı. Jeff bu sabah yediği her şeyi kustu.
“Ayakkabılarımı kirlettin! Mide bulandırıcısın!” Andre, Jeff’in kustuğunu görmekten zevk alıyor gibi görünüyordu. Kafasını toparlayınca Jeff’i tekmeledi. Ayakkabısındaki önemsiz yağ lekesini Jeff’in pantolonu ile sildikten sonra konuştu. “Karşılık vermeyen artıklarla işim olmaz. İyice temizle ve defol git buradan.”
Çevirmen: Andre ne yaşıyorsun evladım sen.
Lucy sersemlemiş olan Jeff’e kalkması için yardım etti ve histerik bir şekilde Andre’ye bağırdı. “Sen çok fazla oldun Andre! Fazla ileriye gittin!”
Bai Liu ikisinin tartışmasını umursamadı. Gözleri Jeff’in kusmuğundaydı. Nar gibi kızarmış balık pirzolası kusmukta sanki ölü bir balık gibi mavi-siyahtı. Bir böcek gibi sinsice ilerleyen bir şeyle lekelenmişti.
İnsanlar bu tür çürümüş, ölü bir balığı yiyemezdi. Balıkçılar genelde ölü balıkları büyük balıkları beslemek için kullanırlardı. Balıkçının çürükçül balıkların çoğunlukla ölü balıkları yediğini söylediğini hatırladı.
Bai Liu kahvaltısını bitirdi ve şoför onları almaya geldi.
[Ana görev: Siren Müzesini ziyaret et ve 50 puan al.]
[Ana görev: Deniz insanı avı konferansına katıl ve 50 puan al.]
Siren müzesi ve deniz insanı avı konferansı. Kulağa iki turistik şey gibi geliyordu.
Bai Liu bir süre bunun üzerine düşündü. Bu iki şey hakkında şoföre soru sormak istediği zaman Jeff aniden aceleyle önünü kesti ve Bai Liu ile şoförün arasına girdi. Başını eğdi ve konuşmadı. Solgunlaşmıştı ve ince yanakları çökmüştü. Andre’nin vurduğu yerde hala kan izleri vardı. Dişlerini gıcırdatıyor ve hafifçe titriyordu.
Bai Liu kaşlarını kaldırdı. Jeff dün şoförle iletişim kurduğunda beri Bai Liu’dan kaçıyor gibi görünüyordu. Bu normal değildi.
Bai içgüdüsel olarak parmaklarını paranın üzerinde döndürdü. Parayı parmaklarının arasında ileri geri döndürüyordu. Bu, Bai Liu’nun düşünürken sıkça yaptığı bir alışkanlıktı. Elinde para olması hissi, bu tek bir madeni para da olsa, onu sakinleştiriyor ve mutlu ediyordu.
Başka hiçbir bilgi olmasa da Bai Liu Jeff’in Andre’ye hedef aldığını tahmin etti. Şoförün harekete geçmek için fırsat kolluyor olması gerektiği düşünülürse, Andre’nin onunla temas kurması normaldi. Lucy pek zeki sayılmazdı bu yüzden onu kasten uzak tutmaya gerek yoktu.
Jeff’in Bai Liu’yu şoförden uzak tutmak istemesinin birçok sebebi vardı. Bai Liu bunun hakkında düşündü ve para olabileceğini anladı. Jeff açıkça kampüste Andre tarafından günlük rutin olmuş bir şekilde şiddetle pataklanan biriydi ve zengin bir karakter değildi. Andre bir zorbaydı ve yoksulluktan korkuyordu. Zengin Bai Liu’yu sevmiyordu ama ona karşı fiziksel bir davranışta bulunamıyordu. Bu yüzden sürekli Jeff’i azarlıyor ve vuruyordu. Bu bakış açısından Jeff’in maddi durumu Bai Liu ile hatta Andre ile bile karşılaştırılamazdı.
Geçen gece Jeff şoföre büyükçe bir miktar para veriyor gibi görünüyordu. Bai Liu, Jeff’in etrafı gezdirmek için bir şoför tutması için verdiği parayı alıp, bunun yerine şoförü Andre’den intikam almak üzere tuttuğundan şüpheleniyordu. Bai Liu’nun şoför ile görüşmesine izin vermediği için kendini suçlu hissetti.
Fakat geçen gece Jeff çoktan şoföre ödeme yapmıştı. Mantıken işlemin neredeyse tamamlanmış olması gerekiyordu ve şoför de etrafı gezdirme işini gayet iyi yapmıştı. Şüphelenecek hiçbir şey yoktu ve genel konuşmak gerekirse Jeff’in rahatlaması gerekirdi. Şüphe uyandırabileceğinden, Bai Liu ile şoförü kasten ayrı tutmaya artık gerek yoktu.
Bu tür suçluluk psikolojisi barındıran ve temkinli tavırlar, olayların henüz uygulamaya konulmadığı izlenimini veriyordu.
Yine de Jeff’in sadece dikkatli ve ürkek olması da mümkündü. İşini bitirene kadar temkini elden bırakmak istemiyordu. Jeff’in yan hikayesinin adı ‘Kanlı Hikaye’ydi sonuçta. Bu tür bir hikâyenin açıkça isminden öldürme içerdiği anlaşılıyordu bu yüzden Bai Liu bu temkini anladı.
Jeff’in Andre’ye karşı mı harekete geçtiği bilinmiyordu ama Bai Liu şu an ana hikâye görevine odaklanmak istiyordu.
Bai Liu şoförle konuştu. “Şoför, Siren Kasabasında hangi turistik şeyler var?”
“Turistik şeyler mi?” Şoför düşündü. “Turistler genelde gece balık avcılığı ve müzeyi görmek için geliyor.”
Bai Liu cevabı duyduğunda ‘beklenildiği gibi’ diye düşündü. Kaşlarını kaldırdı ve sordu, “Gece balık avcılığının ve müzenin herhangi özel bir özelliği var mı?”
“Elbette, Burası Siren Kasabası.” Şoför arkasını döndü. Bai Liu’nun şoförü bu kadar yakından ilk defa görüyordu. Bai Liu korku sahnelerine alışık olsa da nefesini içine çekmekten kendini alamadı.
Korkudan değildi. Şaşkınlıktandı. Şoförün görünüşü çok tuhaftı.
Gözlerinin akı o kadar büyüktü ki göz bebekleri ise yalnızca bir sinek kadar küçüktü. Konuşurken gözlerini kontrol edemiyormuş gibi tedirgin bir şekilde titriyordu. Şoförün cildi ise saydam denecek kadar solgunlaşmıştı.
Elindeki balık pirzolası sandviçini yerken hem sürüyor hem de konuşuyordu. Isırığın kesitindeki balık pirzolası küflüymüş gibi yeşil-siyah renkte olduğu görünüyordu. Fakat şoför zevkle yiyordu. Dişlerine yeşil-siyah renk bulaşmıştı ve Bai Liu’ya gösterdiği gülümseme anormal derecede genişti.
Çevirmen: Madam Curie