I Became a God in a Horror Game - Bölüm 4
GHG—BÖLÜM 4
Sistem Bai Liu’ya ilk görevini vermişti ama o buna odaklanmadı. ‘Kuluçkaya alınmaktan kaçın’ sözlerini düşünüyordu.
… Kuluçkaya alınmak? Bu heykeller onu kuluçkaya alabilirler miydi?
Bai Liu sessizce bunu not aldı ve yatağının karşında duran deniz kızı heykelini görmek için arkasını döndü. Bai Liu odadaki en büyük deniz insanı heykeline baktı. Deniz kızı güzeldi ve elinde uzun, temiz bir ayna tutarken kederli bir şekilde bakıyordu. Deniz kızı heykelinin zarif elleri boy aynasını destekliyordu.
Odada Bai Liu’ya bakmayan tek heykel buydu. Üzgünce aynaya bakıyordu. Aynada Bai Liu’nun yansıması belirdi ve deniz kızı iki eli ile aynaya sarılıyordu. Bu şekilde deniz kızı Bai Liu’ya sarılıyormuş gibi görünüyordu ve bu biraz rahatsız ediciydi.
Deniz kızı heykelinin gözleri aynadaydı. Kaşlarını çatmış, gözlerinin kenarı sarkmış ve balık kuyruğu zayıfça yere uzanıyordu. Sanki aynadaki kişi için gerçekçi bir acıma ifadesi ile ağlıyordu. Aynanın içindeki ‘kendi’ görüntüsü ona ürkütücü bir gülümseme ile bakıyordu.
Bai Liu aynayı beyaz bir örtüyle örttü.
Bu derece bir korku Bai Liu’yu etkilemiyordu. Gerçek dünyada sık sık korku oyunları yapıyordu ve sabahın iki veya üçüne kadar çeşitli korku sahneleri tasarlamak için uyanık kalıyordu. Bai Liu aynadaki kişinin gülümsemesine karşı neredeyse hissizleşmişti. Hiçbir şey hissetmemişti.
Görünen o ki, Jeff’in bahsettiği otelde sessizce ortadan kaybolan ve bir daha hiç bulunamayan turistler, muhtemelen bu deniz kızı heykeli tarafından kuluçkaya alınmıştı. Bai Liu ‘kuluçkaya alınmanın’ tam olarak ne olduğunu bilmesede iyi bir şey olmadığını düşünüyordu.
Temkinli olmak için Bai Liu büyük ayna dahil odadaki tüm deniz insanı heykellerinin üzerini beyaz çarşafla örttü. Bu garip bakışları engelledi. Belki işe yaramayabilirdi de ama hiç yoktan iyiydi.
Daha önemlisi bir sürü deniz insanı onu izlerken uyuyamazdı.
Aynayı örttüğünde deniz kızı heykelinin balık kuyruğuna dokundu. Balık kuyruğu mermer gibi pürüzsüz ve ipeksi değildi. Aksine gerçek bir balık gibi yapış yapış ve kaygandı. Hatta heykelin kuyruğundaki balık pullarını hissediyordu.
Bai durdu ve heykeli dokunduktan sonra parmaklarını kokladı. Yoğun bir balık kokusu vardı. Deniz kızı heykeline yaklaşıp kokladığı zaman hiç balık kokusu almıyordu. Otel odasında sadece tütsü kokusu vardı. Arabanın içiden gelen bir koku olabilirdi.
O balık kokusunun Bai Liu’dan geliyor olma olasılığı daha yüksekti. Deniz insanı heykellerinin turistleri nasıl ‘kuluçkaya’ aldıklarını düşündü ve biraz rahatsız hissetti.
Bir deniz insanı heykelinden ne çıkabilirdi? Muhtemelen mide bulandırıcı görünen türde bir şey olurdu. ‘Kuluçkaya alınmak’ kelimesi Bai Liu’ya ‘Mermaid in the Sewer* filmini hatırlattı. Bu filmi çizim referansı için iki üç kere izlemişti. O günden beri deniz kızı denilen yaratıklar hakkında hiçbir hayali olmamıştı.
*Orijinal adı “Guinea Pig: Mermaid in a Manhole”
Mermaid in the Sewer: (L’Entraînement de la Sirène / Kanalizasyondaki Deniz Kızı) Bu film, Japon korku serisi Guinea Pig’in 1988 yapımı en meşhur ve en mide bulandırıcı bölümüdür.
Uzun bir araba yolculuğundan dolayı Bai Liu yorgundu. Basitçe temizlendi ve yatakta uyuya kaldı. Fiziksel gücü tamamen harcanmıştı ve acilen takviye için biraz uyumaya ihtiyacı vardı.
Gece yarısında Bai Liu donuk bir sürükleme sesi ile uyandı.
Gözlerini açtığında deniz insanını örttüğü beyaz çarşaf kaymış ve heykelin yalnızca bir tarafından sarkıyordu. Bazı heykellerin beyaz örtüsü kaymış ve tek gözlerini ortaya çıkarmıştı. Bakışları ilahı bir şefkatten isteksiz ve kinci bir ifadeye dönüşmüştü. Hareketsizce sanki çarşafla örtüldükler için Bai Liu’yu suçluyor gibi ona bakıyorlardı.
Bai Liu heykellerin yatağa geçmeden önceki zamandan daha da yakında gözüktüğünü fark etti. Bir grup insan yemek masasının etrafına toplanmış gibiydi. Yavaşça yatağının başında toplanırken ellerini havaya kaldırdılar.
Bilhassa deniz kızı heykeli boy aynasını tutuyordu. Bai Liu sersem bir şekilde uyandığında aynaya neredeyse dokunabilecek mesafede olduğunu gördü. Büyük ayna yatağa doğru hareket etmişti.
Kalktığı anda aynada kendi yansımasını gördü. Aynadaki Bai Liu’nun teni taş gibi soluktu, gözlerinin siyahı yoktu ve gözleri örümcek ağı desenli mermerle kaplanmıştı. Yine normale dönmeden önce aynanın dışındaki Bai Liu’ya sertçe gülümsedi. Sanki sadece Bai Liu’nun bir sanrısıydı.
Bai Liu yatağından hızlıca doğruldu ve yüz ifadeleri değişmiş deniz insanı heykellerini beyaz çarşafla örttü.
Tekrar kaçmalarına engel olmak için Bai Liu onları bir iple sıkıca bağladı. Küçük deniz insanı heykellerini beyaz çarşafla sardı ve sonra onları dolaba koyup kilitledi. Büyük heykelleri banyoya itti ve kilitledi. Yetenekli bir insan kaçakçısı gibi hızla hareket etti.
Bu şeyler, belirli hareket kısıtlamalarına tabi gibi görünüyordu. Bai Liu uyumadan önce hareket edemiyorlardı. Bai Liu uyuduktan sonra beyaz çarşafı kaldırıp ona doğru hareket edebiliyorlar gibi görünüyordu. Bazı küçük deniz insanı heykellerini hala beyaz çarşafla örtülüydü. Beyaz örtünün altında doğru sağa sola kaçıştılar ve yatağın başında toplanmadılar. Bai Liu kuralı anladı ve bu kısıtlamayı en üst seviyeye çıkarttı.
İşini bitirdiğinde ellerini çırptı ve uyumaya gitti. Bai Liu yanındaki kapının açılma ve kapanma sesini duydu. Bununla birlikte ürkütücü ayak sesleri de duydu.
Bu Bai Liu’nun yatakta uzanmasına engel olmadı. Yan yana dört oda ayırtmıştı. Andre ve Jeff’in odası solda ve sağdaydı. Kendini korumak için(?) bilerek Lucy’nin odasını en uzak oda olarak ayarlamıştı.
Kapı açılma ve kapanma sesi Jeff’in odasından geliyordu. Bai Liu yatağından kalktı ve kapı deliğinen tüm koridora taradı. Jeff’i koridorda durmuş etrafa bakarken gördü. Koridorda kimsenin olmadığını onayladıktan sonra sinsice otelin merdivenlerinden aşağıya indi.
Bai Liu kaşlarını çattı. Jeff gece yarısı uyumuyor muydu?
Bai Liu kapıyı açıp bir bakmaya niyetlenmişti ki, Jeff’in kapatmış olduğu kapının kolunun yavaşça yeniden dönmeye başladığını gördü. Biri Jeff’i odanın dışında takip ediyor gibi görünüyordu.
Odalar tek kişilikti. Jeff odasındaki tek kişiydi. Lucy gece yarısı Jeff’in odasına gitmezdi ve Andre’nin Jeff ile kötü bir ilişkisi vardı. Öyleyse kim Jeff’in odasından çıkıyordu?
Bai Liu’nun kalbi çarptı ve bir şey fark etti. Kapı deliğine iyice yaklaşmış o yüzden hafifçe uzaklaştı. Jeff’in odasından çıkan bir insan değildi?
Jeff kapı kolunu bir tık ile çevirdi ve sonunda yavaşça açıldı. Bai Liu yine yarı uykulu yarı uyanıkken duyduğu o donuk sürüklenme sesini duydu. Sanki bir şey dizlerinin üzerinde ve sürükleniyordu. Fakat Bai Liu bu sefer sesin nerden geldiğini biliyordu.
Uzun bir deniz insanı heykeli Jeff’in odasından çıkıyordu. Kıpırtısızdı ve yüzünde hiçbir ifade yoktu. Bakışları hayatsızdı çünkü gözleri tamamen beyazdı ama kuyruğu yere uzanıyordu. Kuyruk gece yarasında tenha koridorda sürükleniyordu.
Kar beyazı, ağır kuyruk otelin kırmızı halılı merdivenlerinde hareket ediyordu. Bu Bai Liu’ya sadece ileriye doğru hareket edebilen kaskatı bir hayaleti hatırlatıyordu. Bu şey kendi başına dışarıya fırlayabilir ve kapıyı açabilirdi…
Deniz insanı heykeli Jeff’in odasından ‘yürüyerek’ çıktı ve merdivenlerin başına doğru ilerliyordu ki bir şeyi hissetmiş gibi duraksadı. Aniden başını 180 derece döndürdü. Sonra yönünü değiştirdi ve yüzünde hiçbir ifade olmadan Bai Liu’nun odasına doğru yürüyordu.
Bai Liu kapının kilitli olup olmadığını kontrol etti ve iki adım geri çekildi. Sırtını kapıya dönerek nefesini tuttu. O şeyin ne yapmak istediğini bilmek istiyordu. Bai Liu göz ucuyla kapı deliğinden baktı ve kapı deliğinin beyaza büründüğünü gördü.
Bu şey odanın içinde insan olup olmadığına bakmak için gelmişti. Dönüp duran şey, o bembeyaz göz küresiydi. Kapı deliğinden odanın içindeki insanı arıyordu.
Bai Liu kaşlarını çattı. Bu kapı deliği… normal, tek taraflı bir kapı deliği gibi görünmüyordu. İçerideki veya dışarıdaki kişinin karşı tarafı görebildiği bir cam parçası gibiydi.
Beyaz göz küresi kapı deliğinde durmadan dönüyordu. Bai Liu nefesini tuttu ve yerdeki beyaz çarşafı tutup çekmek için ayağını uzattı. Onu beyaz çarşaf ile örtmeye hazırlanıyordu.
Bu korkutucu sahne büyük ekranda oynatılıyordu ve insanlar Bai Liu’nun televizyonunu nefessizce izliyorlardı. Neredeyse gerginlikten ellerini ısıracaklardı.
“Siktir, çok korkunç. Eğer o oyunda olsaydım mental sağlığım kesinlikle çökerdi…”
“Sakin ol! Sakin ol! Bu yerin ölüm seviyesi yeni gelenler için çok yüksek!”
“Siren Kasabasının canavarları çok iğrenç. Yeni gelenler az önce geldiler. Sakin kalıp, bu şeylerin zayıf noktasını bulmak çok zor olmalı.”
Bai Liu’nun etrafındaki ekranlardaki yeni oyuncular, deniz insanı heykelinin kapıyı tuttuğu yere neredeyse varmışlardı. Bazı oyuncular daha hızlıydı ve tam da deniz insanı heykelinin kapıyı çaldığı noktadaydılar.
Oyunculardan biri titreyen kapıyla sızlanıyor ve top gibi kıvrılıyordu. Tahta bir çubuk tutuyordu ve savaşmaya hazırdı. Deniz insanı heykeli kapıya vurduğunda ağladı ve seslice çığlık attı ama onu kurtarmaya gelen kimse yoktu. Odasının kapısı birkaç kez sallanıp durdu. Deniz insanı heykeli gitmiş gibi görünüyordu.
Ağlayan oyuncu göz yaşlarını sildi ve rahat bir nefes aldı. Destek almak için sırtını kapıya doğru yasladı. Kapı deliğinin hala beyaz olduğunu fark etmedi. Saf, beyaz taş göz kapı deliğinden hızlıca insana bakıyordu.
Deniz insanı heykeli gitmemişti sadece gitmiş gibi yapmıştı. Heykel oyuncunun durduğunu gördüğünde yüzünden garip, sert bir gülümseme belirmişti. Sanki avını bulmuş gibi tatmin olmuş gibi gülümsüyordu. Kapı birkaç kez daha çarpıldı ve kolayca kırılıp açıldı. Oyuncunun tepki verecek zamanı yoktu. Kapının altında kalarak çığlık attı.
Deniz insanı heykelinin ağır kuyruğu odada sürüklendi. Yüzünde saf ama vahşi bir gülümsele ile yavaşça kapının altındaki oyuncuya doğru eğildi.
Deniz insanı heykeli oyuncuyla dokunduğunda bir şey tarafından emiliyormuş gibi görünüyordu. Beynini emiyordu ve ağzından köpükler çıkarken gözleri çılgınca dönüyordu. Uzuvları kıvrılıyor, titriyor ve kaynar sudaki bir balık gibi çırpınıyordu. Derisi hemencecik sertleşti ve soluklaştı.
Bai Liu’nun yansımasında görülen o gri mermer deseni, oyuncunun gözlerinin etrafında belirdi. Göz bebekleri yok oldu ve beyaz gözlere dönüştü. Dudaklarının kenarı sertleşerek yukarı doğru kıvrıldı.
[Oyuncu Yi Zhong’un zihinsel sağlığı sıfıra düştü. Deniz insanı heykeli tarafından tamamen ele geçirildi ve oyunun aşamasını temizlemekte başarısız oldu.]
[Oyuncu Liu Xiaohong’un zihinsel sağlığı sıfıra düştü…oyunun aşamasını temizlemekte başarısız oldu.]
[Oyuncu…oyunun aşamasını temizlemekte başarısız oldu.]
Seviyeyi geçemeyen oyuncuların küçük televizyonları kapandı ve bu televizyonların başındaki insanlar iç çekti.
“Bu aşamayı geçmenin zor olduğunu biliyordum ama bu çok zordu…”
Daha ilk geceydi ve canavarlarla ilk karşılamaları olmasına rağmen yeni gelenler alanındaki tüm duvarı kaplayan küçük televizyonların neredeyse beşte birinin ekranı kararmıştı. Bai Liu’nun altındaki ve üstündeki TV ekranları söndü; o ise kapıya sakince bakarken, kapkara ekranların ortasında yalnız kalmıştı.
____________________
Çevirmen: MadamCurie
Çevirmen notu: Bai Liu o kadar ipi ve çarşafı nereden buldun.