I Became a God in a Horror Game - Bölüm 3
Bai Liu Jeff’in bakışlarını takip etti. Deniz kızı hala hareketsizce başı eğik şekilde suya bakıyordu.
Andre Jeff’in çığlığı ile korktu ve sonra onu acımasızca yumrukladı. “Siktir! Nerde hareket etti! Hareket falan etmedi! Eğer beni bir daha korkutursan ses tellerini kopartırım. Sonra bağırabilecek misin görürüz!”
Jeff başını ellerinin arasına aldı ve birazcık korkuyla Andre’ye baktı. Top gibi kıvrıldı ve kendi kendine mırıldandı. “Hareket etti, gerçekten hareket etti…”
Lucy de Jeff’in tereddüt içindeki gülümsemesini gördüğünde birazcık korktu. “Jeff, Senin gözlerinin değilde heykelin hareket ettiğinden nasıl bu kadar eminsin? Bu deniz kızı heykelinin gözleri yok. Sana baktığını nasıl anlıyorsun?”
Deniz kız heykeli süt beyazı mermerden yapılmıştı. Gözleri oyulmuş olabilir ama orada siyah gözler yoktu. Gözleri tamamen beyazdı. Evet, sanki ölü, gözsüz yaratık; otelin kapasının önünde duruyordu.
“Fark ettin mi?” Jeff’in sesi daha da kısıldı ve hafifçe titriyordu. “Arabayı nereye sürdüğü önemli değil. Heykelin gözleri direkt bize bakıyor. Gözleri hareket ediyor olmalı…”
“Uh…Neden bu…” Lucy açıkça rahatladı ve sonunda rahatça gülümsedi. “Bu Mona Lisa’nın portresinin aynısı değil mi? Açı ne olursa olsun sanki sana bakıyormuş gibi görünüyor?”
“Hayır, portrenin nerden bakarsan bak sana baktığı durumu yalnızca iki boyutlu düzlemde yapabilirsin. Üç boyutlu düzlemde yapamazsın. Diğer bir değişle bu heykelin bunu yapması imkânsız. Bai Liu Lucy’ye sakince cevap verdi. “Jeff haklı. Heykelin gözleri kasaba yerlileri gibi bakıyorlar bize.”
Kasabaya girdiklerinde yerlilerin onlara baktıkları gibiydi. Av alanlarına girmiş av gibi bakıyorlardı. Bu bir canavar olmalı.
Bunu düşünürken para aniden göğsüne doğru sallandı. Yeni bir panel ortaya çıktı. Oyun paneli kalın, eski orta çağ kitabına dönüştü ve yavaşça Bai Liu’nun önüne açıldı.
[Tebrikler oyuncu oyundaki ilk canavarı keşfetti ve canavar kitabının kilidini açtı. — ‘Siren Kasabası’ özel (1/4)]
Sayfada deniz kızı heykelinin fotoğrafı ortaya çıktı. Deniz kızı heykelinin soluk yüzü derin suya dalmıştı. Yüzünü yarısı dışarıdaydı ve oyulmuş gözleri sanki fotoğraftan çıkacak gibi Bai Liu’ya bakıyordu.
[Canavar ismi: Deniz İnsanı Heykeli (Pupa evresi)]
[Saldırı değeri: ??? (Bilinmiyor. Savaştan sonra kilidi açılacak.]
[Saldırı Yöntemi: ??? (Keşfedilmemiş)
[Zayıflık: ?? (Keşfedilmemiş)]
Bu yer ıslak mürekkep lekesi gibi soru işaretleriyle doluydu. Yazı tam seçilemiyordu. Sonra parıldayan yazılı bir açıklama belirdi.
Zayıflığın altındaki açıklama:
[Not: Keşif yapıp canavar sayfası bilgilerini tamamladıkça uygun görülen puanlar ve özel ödüller alacaksın. Oyun aşamasındaki tüm canavar sayfalarını toplarsan aşamadaki canavarın en değerli şeyini alabilirsin.]
Canavar kitabında Siren Kasabası dört sayfaydı. Bai Liu diğer sayfaya geçemiyordu bu da kilitli olduğunu gösteriyordu. Aşamadaki başka bir canavar olmalıydı. Bu canavarlarla savaşıp ödül almak gibiydi. Canavarların tehlike seviyesi yükseldikçe elde edeceği şeyler eninde sonunda daha da iyi olacaktı.
Fakat keşif koşullarına bakıldığında savaşmakta bunun içindeydi. Bu oyuncuları canavarlara karşı mücadele etmelerinde tamamen cesaretlendirdi. Okul çantası ile saldıran liseli kız gücüne sahip, zayıf bir savaşçı olan Bai Liu düşünceli şekilde çenesini okşadı.
Lucy panikle Bai Liu’nun elini tuttu. “…Gerçekten hareket etti mi?”
“Bu nasıl mümkün olabilir?” Andre bile Bai Liu’nun inandırıcı sözlerinden etkilenmiş gibi görünüyordu ve yüzünde bir an korku ifadesi oluşmuştu. Sonra bunu bastırdı ve Bai Liu ile dalga geçti. “Bai Liu sen bir korkarsın. Canın tatlı geldiği ve ölümden korkuttuğun için buradan kaçmak için bahane üretmek istiyorsan öyleyse kaç! Geri döndüğün zaman otomatikman Lucy’den vazgeçmiş olursun ve diz çöküp deri ayakkabılarımın üzerindeki idrarı yalarsın!”
Bai Liu ve Andre arasındaki iddianın içeriği bu olmalıydı.
Şoförün ifadesi garipleşti ama her zamanki gibi gülümsüyordu. “Artık çok geç. Yanlış mı gördün? Heykel nasıl hareket etmiş olmalı? Eğer hareket ediyorlarsa kasaba onları uzun süre korurdu ve turistik bir gezi özelliği olarak kullanılardı. Bu çok para yapardı! Deniz kızı heykeli bizim kasabamızda öne çıkan bir özelliktir. Her yerdeler ve özel bir şey değiller.”
“Geldik! Arabadan inin! İyi dinlenmeler ve yarın eğlenmek için kalkın.” Şoför kapıyı açtı ve hepsini gönderdi.
Bai Liu fıskiyedeki deniz kızı heykeline baktı. Bu mesafeden heykel başını uysalca indirmiş onlara dönüktü. Suya bakıyordu, sanki onları izliyormuş gibi görünmüyordu. Arabadan indikleri zaman Bai Liu bir şey açıkça hatırladı. Heykel otel girişine değil kapının girişine bakıyordu
Ayrıca otelin girişinin sağ ve solunda iki deniz insanı heykeli daha vardı. Ellerinde asa tutuyorlardı ve yüzlerinde garip çarpık bir gülümseme vardı. Karşılama ekibi gibi görünmeye çalışıyorlardı ama bu yüz ifadesi onları burada zorla tutuluyor gibi gösteriyordu.
Grup otele girdi ve her yerde büyük küçük deniz insanı heykeli olduğunu gördüler. Hatta yazar kasanın arkasında kasiyer olarak elinde para tutan bir deniz adamı bekliyordu.
Bu tıpkı şoförün dediği gibiydi. Deniz insanı heykelleri Siren Kasabasının bir özelliğiydi ve her yerde görülebilirdi. Fakat bu çok fazlaydı. Masa lambası deniz insanı heykelinden masanın üzerinde kalem tutan deniz insanı heykeline kadar. Sadece her yerde değillerdi kasabanın bir parçası olmuşlardı.
Bu deniz insanı heykellerinin ortak bir özelliği vardı. Bai Liu nereye yürürse yürüsün heykeller sanki doğrudan ona bakıyorlarmış gibi bir his veriyordu. Ayrıca hiçbir deniz insanı heykelinin göz bebekleri yoktu. Mantıklı konuşmak gerekirse göz bebekleri olmadan izlenme hissi veremezlerdi ama Bai Liu hissediyordu.
Bir sürü deniz insanı heykelinin bakması hissi rahatsız ediyordu. Bai Liu ile korkak diye dalga geçen Andre bile içeriye girdikten tüylerinin diken diken olup kollarını kavuşturmadan edemedi. Jeff, Andre’nin ona vurmasından korkmuyormuş gibi Andre’nin arkasına geçmiş titriyordu.
Lucy Bai Liu’nun koluna sarıldı…yapıştı. Yüzü beyaz bir gül gibiydi. Garip otel dekorasyonundan korkuyor gibi görünüyordu.
Bu arada Bai Liu resepsiyonla sakince iletişime geçti. “Merhaba, soy adım Bai. Önceden rezervasyon yapmıştım.”
Resepsiyonist soluk tenli, ten rengi sanki mermer gibi olan genç bir adamdı. İskoç eteği giyiyordu ve bununla yürümek zor görünüyordu. Duran adamın heykel mi yoksa gerçek insan mı olduğunu söylemek zordu.
Bai Liu’nun grubu öne doğru eğildi. Adam hareket ettiğinde Lucy şok oldu. Heykelin hareket ettiğini düşündü. Yüzünü kapatarak haykırdı. “Aman Tanrım! Bir heykel kadar beyazsın!”
“Üzgünüm.” Resepsiyonist özür dilercesine baktı. “Albinizm* hastasıyım ve seni korkuttum özür dilerim! Siz Bay Bai misiniz? Bir hafta önce dört odaya rezervasyon yaptırmışsınız. Ücret çoktan ödendi. Buyrun bunlar oda anahtarlarınız. Keyifli konaklamalar dilerim.”
*Albinizm, vücudun melanin pigmentini yeterince üretememesi sonucu ortaya çıkan genetik bir durumdur. Albinizmi olan kişilerde genellikle çok açık ten, beyaz veya çok açık sarı saç ve açık renk gözler görülür. Ayrıca görme problemleri ve güneş ışığına karşı hassasiyet de sık rastlanan özelliklerdir.
Bai Liu oda kartına baktı ve dört oda ayırttığı için rahat bir nefes aldı. Lucy ile ‘başaramadığı’ için aynı odada uyumak istemiyordu.
Lucy bunu anlamış görünüyordu. Az önce dehşete düşmüş kadın hızlıca iyileşti. Bai Liu’ya bakarken ‘Oh bebeğim! Çok utangaçsın!” diyen bir ifade vardı yüzünde. Bai Liu’nun ifadesi değişmeden kaldı. “Bir şey sormak istiyorum. Otelde neden bu kadar çok deniz insanı heykeli var?”
Resepsiyonist sakince cevap verdi. “Deniz insanları bize her şeyi verdi, efendim. Siren Kasabasının hiçbir şeyi yoktu. Bir deniz insanı cesedi kurtarıldı ve bir sürü turist buraya gelmeye başladı. Para ve başka şeyler elde ettik. Bu yüzden biz deniz insanlarına çok minnettarız. Her evde bir sürü heykel vardır. Onlar bizim için muska gibidir.”
Bai Liu resepsiyonun arkasındaki deniz adamı heykelini işaret etti. “Deniz adamı heykellerin çok çeşitli. Her tür var. Şu arkadaki tam sana benziyor ve malzemesi diğer heykellerden farklı görünüyor.”
Doğrusu Lucy’yi insan ve heykel arasındaki farkı anlayamadığı için suçlayamıyordu. Resepsiyonun arkasındaki deniz adamı heykeli resepsiyonistle bire bir aynıydı. İfadesi gerçek insandan daha canlıydı ve biraz vahşi denilebilirdi.
Deniz adamı heykeli doğruca resepsiyoniste bakıyor gibi görünüyordu. Resepsiyonist nereye giderse gitsin bakışları başka yere bakmıyordu. Heykel sanki dişlerini ve pençelerini çıkarıp resepsiyonisti parçalayacak gibi bakıyordu. Bu bakış insanı titretirdi. Deniz adamı heykeli harap olmuş görünüyordu ve dokusu daha da kırılgandı. Diğer deniz insanı heykelleri kadar kalın değildi.
“Evet, efendim.” Resepsiyonist bakışlarını kaldırdı ve doğruca Bai Liu’ya baktı. “O deniz adamı heykeli benim muskamdır. Deniz insanı heykellerini tıpkı kendimiz gibi yaparız. Bir felaket meydana geldiğinde şeytan hata yapacak ve bizim yerimize heykeli alacak ve bizde bu felaketten kurtulucağız.”
Bai Liu’nun biraz ilgisini çekmişti. Bu muska diğer heykellerden açıkça farklıydı.
[Oyuncu yeni bir farkındaydık kazandı. ‘Siren Kasabası Canavar Kitabı’ deniz insanı heykelleri paneli güncellendi.]
[Canavar İsimleri: Deniz insanı heykelleri (Pupa evresi), Muska Heykeli (Koza evresi)]
Pupa ve koza mı? ‘Deniz insanı heykelleri’ denilen canavarların iki farklı evresi vardı.
Bai Liu bunun üzerine biraz düşündü. Pupa, böceğin kabuğunu kırmadığı evredir. Kozayı böceğin kendini korumak için arkada bıraktığı kabuk olduğunu söyleyebiliriz. Bu, resepsiyonist kabuğun saldırılara karşı koyabileceğini söylemesiyle örtüşüyordu…
Deniz insanı heykelinin iki evresi ‘pupa’ ve ‘koza’ olduğunu tahmin etti. Bai Liu, sezgisel olarak ‘pupa’ ve ‘koza’dan daha saldırgan bir durumun daha olması gerektiğini hissetti. Şu an da bu evredeki heykeller insanlara saldırmaya istekli görünmüyorlardı. Saldırı yöntemi Bai Liu’nun fark etmediği bir şekilde olabilirdi. Örneğin zihinsel yozlaşma gibi. Deniz insanı heykelleri lobideki oyunculara bakarak onların zihin sağlığını etkileyebilirdi.
Bai Liu oda kartlarını dağıttı. Lucy, Bai Liu ile aynı odada kalmak istiyordu ama Bai Liu ona, “Cesaretimi kanıtlayamam. Seninle birlikte olmayı hak etmiyorum!” dedi. Lucy duygulandı.
Ayrılmadan önce Bai Liu’ya ateşli bir iyi geceler öpücüğü vermeye hazırlanıyordu ki kızgın Andre onu durdurdu.
“Teşekkürler Andre! Umarım bir kaza falan geçirmezsin!”
Bai Liu kalbinin en derinlerinden Andre’nin biraz daha yaşamasını diledi yoksa daha fazla Lucy’ye dayanamayacaktı.
Bu kadın hevesli, cömert ve pornografik şeylere tutulmuş görünüyordu. Birine dolanıp asla bırakmayan bir tipti. Bai Liu, Lucy’nin onu yemek istediğini hissediyordu. Zaten çoktan yol boyunca Bai Liu’dan yararlanmıştı. Kollarının ve bacaklarının her yerine dokunmuştu. Bu, cimri Bai Liu’nun Lucy’ye vücudunun özel mülkü olduğunu söylemek istemesine neden oluyordu. Her dokunuş için beş yuan ödemesi gerekirdi.
Bai Liu oda kartını kaydırdı ve odanın kilidi açıldı. Açtığı an yürümeyi bıraktı.
Bai Liu tarafından oynanan NPC oldukça zengindi ve çok iyi odalar ayırtmıştı. Odanın dekorasyonu mükemmel ve özenliydi. Fakat masa lambasının başlığından komodinin üzerindeki heykellere kadar her yer deniz insanı heykelleri ile doluydu. Bai Liu odaya girdi. Tüm deniz insanı heykelleri onu izliyordu.
Panel ortaya çıktı.
[Ana görev aktif: Bai Liu gece odasında güvenle kalmalı ve yarın sabaha kadar kuluçkaya alınmadan hayatta kalmalısın. Görevin tamamlanma ödülü: 20 puandır.]
Çevirmen: MadamCurie
bunu cok merak ediyorumm çeviri düzenli gelirse miss
Gelir tabii ki😌( çevirmeni benim)
COK TESEKKURLERR^^ YENİ BÖLÜM HANGI GUNLER ACABA BELLİ BİR DUZEN VAR MI ?
Okula gittiğim için belli bir gün yok ama haftada iki bölüm atarım
Ellerinixe sqglikkk bunu okumak cokkk istiodumm
İngilizce hâlini can cekiserek okuyodum en son artık can cekismeme gerek yok sghakjxhvakh
Manga olarak cevirlmiyor muydu bu sanki ilk bölümü öyle okumuştum burda pek hatirlamadigim için soruyorum
evet, manhuası yeni çıktı. sitemizde bulabilirsin
Çok teşekkür ederim