I Became a God in a Horror Game - Bölüm 2
Bai Liu minibüsün son sırasına yaslandı. Minibüsün arka koltuğu çok dardı ve hareket etmek çok zordu. Hareket ettiği anda tişörtünden bir kolye düştü.
Oyuna girdiğinden beri aynı kıyafetleri giyiyordu. Beyaz tişört ve siyah pantolon. Ofis çalışanların tipik günlük giysisiydi bu. Yalnızca kolye farklıydı.
Kolyenin süsü ortası kare delikli bakır paraydı. Bai Liu ona dökündü ve oyun paneli açıldı. Bu panel öncekisiyle aynıydı. Farklı bir bilgi yoktu. Bu oyun yönetimine benzer olmalıydı.
Bai Liu kolyeyi cebine geri koydu. Paranın bu şekilde hasar olmasından hoşlanmıyordu.
Başını arka koltuktan kaldırdı. Yedi koltuklu bir minibüstü. Ayrıca Bai Liu arkada uzanırken önde dört kişi vardı. O anda biri geldi ve şaşkınlıkla baktı. “Tatlım, Bai Liu. Sonunda uyandın!”
Bai Liu’yu için diğer insanlar açıkça yabancılardı. Bai Liu’ya tatlım diyen kişi kahverengi kıvırcık saçlı, kırmızı dudaklı ve kahverengi gözlü bir kızdı. Kız şort ve şort askısı giyiyordu. Bai Liu kızı gördüğü an da karakter bilgilerinin yazdığı panel ortaya çıktı.
[NPC* ismi: Lucy]
*NPC, non player character (oyuncu olmayan karakter) demektir ve oyunda hikâye gereği ortaya çıkar.
[Karakter Profili: Seni seven sınıf arkadaşın. Geçen gece seninle seks yapmaya çalıştı ama senden 10 santimetre daha uzun, istekli ve cüretkâr olan Lucy’ye karşı çok utangaçtın. Başaramadın. (Güler.)]
Bai Liu’nun bakışları ‘başaramadı’ ve ‘güler’ kelimlerinde biraz daha oyalandı. Ardından hemen bakışlarını çevirdi ve düşünmeye başladı.
NPC bilgi panelini tetiklemek için o kişiyi ‘görmesi’ gerekiyor gibi görünüyordu. Çevrimiçin oyunlarda karakter ekranına tıklamakla aynı şeydi. Oyuncunun gözleri fare ve oyun kolu ile eş değerdi. Düşüncelere daldı. Anlaşılan by oyunda görüş yeteneğini kaybetmemeliydi.
Lucy, Bai Liu’ya göz kırptı. “Bebeğim seni yordum mu? Arabaya bindiğinden beri uyuyorsun.”
Bai Liu, Lucy’s baktığı anda ‘başaramadı’ yazısı ortaya çıktı. Çocukluğundan beri bekar olan Bai Liu biraz karmaşık hissediyordu. “…..”
Acı verici şekilde bekar hayat bitti. Konuyu değiştirdi. Bai Liu pencereden uzaklara ve dışarıdaki soğuk sahneye baktı ve sordu. “Nereye gidiyoruz? Neden bu kadar uzakta?”
“Bir korkak tekrar kaçmak istiyor gibi görünüyor.” Alaycı bir erkek sesi ön koltuktan geldi. Dar pantolon ve spor tişörtü giyen uzun boylu adam Bai Liu’ya küçümseyerek baktı. Adam çok yapılı gözüküyordu ve tişörtü sanki yırtılacak gibi gözüküyordu. Bir ragbi oyuncusu gibiydi.
Kollarını çaprazladı ve Bai Liu’ya küçümseyici şekilde baktı. “Çok geç Bai Liu. Kaçmak isteyen bir korkak olsanda artık çok geç. Çoktan Siren kasabasına geldik.”
Yeni bir panel oluştu.
[NPC ismi: Andre]
[Karakter profili: Senin aşk rakibin. Lucy’yi seviyor ama reddedildi. Sana karşı çok düşmanca. Daha önce aşkını kanıtlamak için en tehlikeli yerde Lucy’yi koruyacağına dair onunla iddia girdin. Ayrıca Siren Kasabasına gitmeye sen karar verdin. Arabada pişman oldun ve çokça ağladın. Andre tarafından arabaya zorla bindirildin.]
Bai Liu ‘Siren Kasabası’ ismini ikinci kez görüyordu. Andre’nin alaylarını görmezden geldi ve sordu. “Siren Kasabası ne tür bir yer?”
Andre burnunu çekti ve alaylarına devam edecekti ki bir fısıltı sözünü kesti. “Siren kasabası tarihte sirenlerin gözüktüğü tek deniz kıyısı kasabasıdır. Geçmişte birçok insan dalgalarda sirenleri gördüğünü ya da sirenlerin veya deniz kızlarının güzel şarkılarını duyduklarını söylüyorlardı. Ayrıca zifiri karanlık resiflerde insan cesetleri yiyen garip canavarlarda var…”
“Jeff! Bu tür hikayeler Siren Kasabasına giden turistler tarafından uydurulan hikayeler!” Andre’nin yüzünde belli belirsiz bir korku geçsede diğerinin sözünü kesit.
Gözünde kalın, şişe dibi gözlükleri olan küçük bir çocuk, göğsüne bastırdığı bir kitapla birlikte geriye doğru sindi. Andre’den korkuyor gibi gözüksede ona karşı sert cevap vermek için cesaretini toplayabiliyordu. “O zaman Siren Kasabasında gizemli şekilde kaybolan turistleri nasıl açıklayacaksın? 12 turist Siren Kasabasında tamamen kayboldu geçen ay! Polis boşuna her yeri araştırdı. Kimse Siren Kasabasından kimse ayrılmış gözükmüyordu…”
Bai Liu panele baktı.
[NPC ismi: Jeff]
[Karakter Profili: deniz canavarları ve deniz kızları gibi doğal olmayan yaratıkların büyük bir hayranıdır. Lucy’nin grubunun Siren Kasabasına gideceğini öğrendiği zaman gönüllü katılmak istedi. Siren Kasabası hakkında efsanevi hikayeler anlatmakta çok iyidir.]
Andre reddetti. “Çoğu insan suda boğuldu. Plajda insanların boğulması normal değil mi?”
Jeff ikna olmadı. “Polis organize ettiği kurtarma ekibi aylarca arama yaptı ama hiçbir şey bulamadı. Eğer denize çekildiler ise bu normal değil…”
Konuşurken tonu alçalıyor ve bir heyecan ipucusu parlıyordu. “Eğer cesetleri sirenler tarafından yenmediyse. Polis onları bulamaz…”
Andre sinirlendi ve Jeff’in kafasına sertçe vurdu. “Kapa çeneni dört göz. Tüm gün deniz kızları, deniz kızları! Bence sen bir deniz kızına benziyorsun!”
Andre’nin eli ağırdı ve Bai Liu Jeff’in kafasının önce koltuğa vurduğunu sonra sersemlemiş bir halde Andre’ye çarptı. Bu Andre’yi çok sinirlendirmişti ve Andre Jeff’i o kadar çok tokatladı ki birkaç dişi döküldü.
Jeff sessizce aşağıya eğildi ve dişlerini topladı. Andre’ye hafif bir nefret ifadesiyle dik dik baktı ve alçak bir sesle bir şeyler söyledi. “Deniz kızları seni parçalayacak ve yutacak Andre.” Kimse duymasa da Bai Liu’nun kulakları her zaman çok iyi olmuştu. Jeff’in Andre’ye ne dediğini duydu.
Bai Liu harfine kaşlarını kaldırdı ama hiçbir şey demedi. NPC’ler arasında ilişki gerçekten karmaşıktı. Anlaşılan Andre’nin Jeff’i dövüp azarlaması ilk defa olan bir şey değildi. Jeff ‘deniz kızlarını’ kullanarak bir intikam planı yapmış gibi görünüyordu. Bai Liu’nun ödediği şoför Siren Kasabasının yerlisiydi. Lucy’nin sözlerine göre Bai Liu ikinci jenerasyon bir zengindi ve grubun yemek ve kalacaklar yerlerini o ödüyordu. Şoför de onun tarafından ödenmişti. Kalacakları yerel oteli bulmak için şoförden yardım istemişti.
Gece geç saatlerde nihayet gizemli Siren Kasabasına vardılar. Siren Kasabası geçimini batık gemileri kurtararak ve balıkçılıkla sağlayan küçük bir kasabaydı. Burası yeni belediye başkanı turistleri çekmek için siren dedikodularını kullanana kadar nispeten uzak ve harap olmuş haldeydi. Siren Kasabası sonra turizm ile geçimini sağlamaya başladı.
Fakat geçen aylarda turist kazaları olmaya başladı. O turistler Andre’nin dediği gibi denize düşmüyorlardı. Bazıları Siren Kasabasının farklı yerlerinde ve plajda kayboluyordu. Örneğin turist otelinde kalırken ertesi gün kayboluyordu. Kapısı kapalıydı ve kimse onu dışarı çıkarken görmemişti. Turist sanki yok olmuş gibi odasındaki yatağı hala dağınıktı.
Turistlerin kaybolması yüzünde Siren Kasabası turist sezonunda oldukça ıssızdı. Çoğu otel para kazanamadığı için kepenkleri indirecekti.
Siren Kasabası harap haldeydi. Her yerde uçuşan çit parçacıkları ve balık ağları vardı. Yer kuru deniz kabukları, deniz yosunu ve ince kum ile kaplanmıştı. İyi dekore edilen yalnızca birkaç otel vardı. Bai Liu ve diğerleri gece varmışlardı ama yolda hala birkaç kişi vardı.
İnsanlar aslında sahile gitmeyi planlıyorlardı. Fakat Bai Liu ve diğerleri kasabaya girdiklerinde hepsi aynı anda durdu. Başlarını çevirdiler ve Bai Liu’nun arabasına baktılar. Lucy gece gece birçok insanın onu izlemesinden dolayı titredi. Hafifçe çığlık attı ve Bai Liu’nun koluna girdi. Şöyleki Bai Liu’dan daha uzundu. Başını Bai Liu’nun omzuna eğdiğinde sanki Bai Liu onun koluna girmiş gibi gözüküyordu.
“…..”
Bai Liu şoföre doğru döndü. “Gece yarısı oldu. O insanlar denizde ne yapıyorlar?”
Şoför başını salladı. “Kimse son zamanlarda tatile gelmiyor ve ekonomi çöktü. Onlar sadece geçimlerini sağlamak için balık tutuyorlar. Hiç balık tutmadığın için bilmiyorsun ama birçok değerli balık ışıktan korkar ve geceleri hareket ederler. Bu yüzden insanlar geceleri balık tutarlar.”
Kasaba sakinleri Bai Liu’ya tuhaf bakışlarla baktılar. Gözleri geceleri bir kedininki gibi parlıyordu ve yüzlerinde garip bir ifade vardı. Onlar gülümsüyorlarsa bile dudaklarının kenara tamamen yukarı kalkmamıştı. Bunun yerine sertlerdi ve seğiriyorlardı.
Balık ağlarını ve kancalarını tutarken ellerinde sıvılaştırılmış gaz lambası vardı. Gözlerini Bai Liu’nun içinde bulunduğu arabaya dikmişlerdi ve bakışları araba ilerledikçe onu takip ediyordu. Balıkçı ekipmanları ile koşup arabaya saldıracaklar gibiydi.
“Onlara karşı dikkatli olmalısın.” Şoför uyardı. “Son zamanlarda para sıkıntısı çekiyorlar ve sen zenginsin.”
Bai Liu ikinci jenerasyon zengindi bu yüzden şoför onları en iyi yerel otele götürdü.
Otel çok modern, lüks ve beş yıldızlıydı. Bu tür bir lüks tüm kasabaya uymayan bir tarzdı. Kapıda fıskiye vardı.
Fıskiye deniz kızı gibi yapılmıştı. Denizkızı aynı yaşıyormuş gibi oyulmuştu. Parlayan mermer aynı insan derisi gibi ay ışığı altında parlıyordu. Yere uzanan uzun saçları dolgun göğüslerini kapatıyordu ve balık kuyruğu havuzun aşağısına sarkıyordu. Gözlerini aşağıya indirmişti ve şefkatli bir ifadesi vardı. Elinde inciler saçan bir sürahi vardı. Su sürahiden havuza dökülüyordu ve sanki okyanus sesleri oluşturuyordu.
Şoför, otelin girişindeki fıskiyeyi pas geçerek ta otelin ana giriş kapısına kadar sürdü.
Jeff otelin önünde aniden deniz kızı heykelini işaret ederek çığlık attı. “Bana baktı! Hareket etti!”
Çevirmen: Curie
bunu cok merak ediyorumm çeviri düzenli gelirse miss
Gelir tabii ki😌( çevirmeni benim)
COK TESEKKURLERR^^ YENİ BÖLÜM HANGI GUNLER ACABA BELLİ BİR DUZEN VAR MI ?
Okula gittiğim için belli bir gün yok ama haftada iki bölüm atarım
Ellerinixe sqglikkk bunu okumak cokkk istiodumm
İngilizce hâlini can cekiserek okuyodum en son artık can cekismeme gerek yok sghakjxhvakh
Manga olarak cevirlmiyor muydu bu sanki ilk bölümü öyle okumuştum burda pek hatirlamadigim için soruyorum
evet, manhuası yeni çıktı. sitemizde bulabilirsin
Çok teşekkür ederim