I Became a God in a Horror Game - Bölüm 9
GHG—BÖLÜM 9
Araba sessizleşti ve herkesin ifadesi garipleşti. Lucy garipçe güldü ve Andre alaycı bir şekilde sırıttı. İkiside buna açıkça inanmıyorlardı. Jeff aşağıya bakarken yalnızca Bai Liu sakin kalmayı başardı.
Şoför sakince ve rahatça binaya doğru sürdü. “Müze burası. İnin arabadan.” Herkes indiğinde şoför dedi ki, “Önce etrafı gezin sonra akşam beni arayın sizi deniz insanı avı etkinliğine götüreceğim.”
Sonra sürüp gitti.
Bai Liu arabadan indikten sonra çevreyi taradı. Bina o kadar yüksekti ki tepesini görmek için başını kaldırması gerekiyordu. Binaya İngilizce ismini veren İngilizce harfler vardı tepesinde. ‘Siren Müzesi’ yazıyordu.
[Sahne kilidi açıldı — Siren Müzesi.]
Tüm müze deniz gibi koyu renkle boyanmış ve birkaç kalın granit sütun ile desteklenmişti. Kapıda duran Bai Liu içeride bir sürü deniz insanı heykeli görebiliyordu.
Siren Müzesinin dekorasyonu yeni görünüyor ama dış cephesi biraz yıpranmıştı. Bir tür kırmızı kiremit duvardı ve üzerinde kaybolan insanların eski haber kupürleri asılmıştı. Rüzgâr bir tanesini Bai Liu’nun yüzüne doğru uçurdu.
Bai Liu haber kupürünü yüzünden çekti ve kalın font ile yazılmış duyuruyu gördü. [Polis duyurusu— bu ay Siren Kasabasında 12 kişi kayboldu. Fotoğraftaki kayıp kişileri görürseniz lütfen polise rapor edin. Ayrıca Siren Kasabasında gezerken lütfen dikkatli olun. Büyük balıklarla oynamayın ve suya düşmekten kaçının.]
Duyurunun altında 12 tane siyah beyaz fotoğraf vardı. Siren kasabasını ziyaret eden tüm insanlar neşeyle gülümsüyordu. Eskimiş ve sararmış haber kupüründeki gülümsemeler Bai Liu’nun gözleri ile buluştuğu zaman tarif edilemeyen garip bir his veriyordu
Dikkatlice okuduktan sonra Bai Liu gazeteyi çantasına atmaya karar verdi. Birkaç kez katladıktan sonra aniden bu katlamanın yanlış olduğunu hissetti. Biraz sertti. Bu bir gazeteydi. Kuru ve deniz esintisi yüzünden kırılganlaşmış olsa da bu kadar sert olmamalıydı…bu sadece bir kâğıt parçası değil gibiydi.
Bai Liu gazetenin kesitine baktı. Kesit biraz kalındı ama birçok sayfa da olduğuna dair bir belirti yoktu. Asıl sebep gazetenin çok masif olmasıydı. Eğer birçok sayfa varsa öyle kolayca görünmezdi. Bai Liu kaşlarını çattı ve gazeteyi bir kenara koydu. Eğer gazetesini birçok sayfası varsa onları ayırmak için müzeye girdikten sonra ılık su bulmaya kadar verdi.
[Yan görev tetiklendi: Müzede sıcak su bul ve yapışmış gazeteyi ayır. 10 puan kazan.]
Siren Müzesinin müdürü kataraktlı yaşlı bir adamdı. Gözleri bulanık ve beyazdı ama insanları görmekte çok da bir sorun yaşamıyormuş gibi görünüyordu. Bai Liu ve diğerleri içeri girdiği anda yaşlı adam hızlıca başını onlara doğru çevirdi. Müdürün gözleri donuktu ama yüzünde nazik bir gülümseme vardı. Aniden onların yanına yaklaşması Lucy’nin sessizce haykırmasına sebep oldu.
Müdür iç çekerken garip bakıyordu. “Buraya birileri gelmeyi epey zaman oldu…geçen ayki kazadan beri Siren Müzesine hiç turist gelmemişti. Uzun süredir müzeye yeni deniz insanı heykeli gelmedi.”
Bai Liu bunu duydu ve hemen sordu, “Neden müzeye uzun zamandır yeni deniz insanı heykeli gelmedi? Turistlerin olmaması ile ilgili bir şey olabilir mi?”
“Tabii ki.” Müdürün ses tonu biraz heyecanlıydı ve katı kollarını salladı. “Turistler olmadan zaman alıcı ve yorucu olduğu için deniz insanı avı gibi geniş çaplı etkinlikleri nadiren yaparız. Deniz insanı avı olmadan da müzeye yerleştirmek için deniz insanı heykelleri yapamayız.”
“Müzeye koymak için her zaman deniz insanı heykeli akışı mı vardı?” Bai Liu aniden bir sorun fark etti. “Müzenin kapasitesi sınırlı. Eğer yeni heykeller gelmeye devam ederse eminim hepsini saklayamazsınız.”
“Hayır!” Müdürün yüzünde garip bir gülümseme belirdi ve beyaz gözleri Bai Liu’ya kaydı. Gizemli bir tonda konuştu. “Bu deniz insanı heykelleri asla müzeyi doldurmaz. Siren müzesi asla dolmayacak çünkü giren deniz insanı heykeli kadar heykel gidecek.”
Bai Liu kaşlarını kaldırdı ve sormaya devam etti. “Öyleyse müzeden giden deniz insanı heykelleri nerede? Geri denize mi atılıyorlar?”
Müdür ağzını kapattı. Söylememesi gereken bir şey demiş gibi görünüyordu. Bai Liu heveslendi ve müdüre soru sormaya devam etti. “Turistler geldikten sonra ne oluyor?”
“Hiçbir şey olmuyor.” Müdür kendi kendine mırıldandı. “Siren kasabasında hoş bir tatil geçirin ve sonra gidin buradan.”
Müdür daha fazla soruya cevap vermeyi reddetti. Müzedeki sıcak su havuzunu sorduktan sonra Bai Liu pes etti. Biletini aldı ve diğerlerinin arkasından Siren müzesinde dolaştı.
İçeri girdiği anda Bai Liu kapının önünde duran altın kaplamalı, heybetli ve orta yaşlı bir heykelin durduğunu gördü. Bu insansı heykel takım elbise giyiyor ve şapka takıyordu. Bai Liu’nun daha önce gördüğü heykellerden tamamen farklıydı. Balık kuyruğu yoktu ve altın ile kaplanmıştı. Yüzünde resmi bir gülümsemesi vardı ve içeri giren turistlere el sallıyordu.
Müzenin içindeki ışıklar çok loştu ve belirsiz gölgeler heykelin yüzüne düşürken nazik gülümsemesini tuhaf bir gülümsemeye çeviriyordu.
Heykel hakkında bilgiler siyah taş platforma oyulmuştu. Bai Liu bakmak için öne eğildi. Bu heykel Siren Kasabasının belediye başkanının heykelidir. Siren müzesinin açılış kurdelesini kesip müzeyi açtığında tamamlanmıştır.
Siren Kasabasının başkanının ününü çokça öven abartılı bir ton kullanılarak taşa işlenmişti. Siren müzesinin yapımını ve deniz insanlarının kemiklerini kurtararak turizmin gelişimini destekledi. Bu, geri kalmış sahil kasabası Siren Kasabasının gelişmesini sağladı.
Platformdaki taşta başka bir cümle daha oyulmuştu. [Belediye başkanı Harris, tüm Siren kasabasını sakinlerini sanki kendi çocuğuymuş gibi koşulsuz severdi.]
Bai Liu yazıyı dikkatlice okurken tüm zaman boyunca sessizce duran Jeff aniden ona yaklaştı ve sessizce sordu. “Deniz insanlarının var olduğuna inanıyor musun? Siren Kasabası hakkında söylenen şeylerin doğru olduğunu düşünüyor musun?”
Tabii ki hiçbirine inanmıyordu. Bu tür ilginç deneyimler özellikle turizmin gelişmesini desteklemek için uydurulan şeylerdi. Ciddi görünebilir ama muhtemelen %30’u doğruydu. Çoğu yerliler tarafından uydurulmuş bilgilerdi ve turistleri çekmek için kullanılıyordu.
Fakat bu bir korku oyunuydu.
“Bence gerçekler.” Dedi Bai Liu.
Andre kollarını çaprazladı ve genişçe sırttı. Jeff ve Bai Liu ile dalga geçiriyor gibi görünüyordu ama hiçbir şey demedi. Sadece Jeff’i takip etti ve müzeye girdi.
Bai Liu ve Lucy’nin birlikte olması gerekiyordu ama Bai Liu sıcak su havuzuna gidip gazeteyi ayırmak istiyordu. Bu sebeple Lucy tek başına alışveriş yapmak için gitti. Üzüntüsünü dile getirdi ve Bai Liu’yu sergi salonunda bekleyeceğini söyledi. Bai Liu müdürün bahsettiği sıcak su havuzu olan odaya doğru gitti.
Çevirmen: MadamCurie