I Became a God in a Horror Game - Bölüm 11
GHG — BÖLÜM 11
Dört güçlü ışın demeti deniz insanı heykellerini dört bir yandan şiddetle aydınlatıyordu. Bu sırada Bai Liu’nun küçük televizyonu yanındakinden çok daha parlaktı. Ekran saf beyaz bir ışıkla parlıyordu ve direkt bakmayı imkânsız kılıyordu.
Deniz insanı heykelleri güçlü ışık demetleri altında ellerini kaldırdılar ve gözlerini kapatmaya çalıştılar. El fenerinden gelen güçlü ışıklar gözlerinin kamaşmasına sebep oluyordu. Geri çekilmeye başladılar ve sanki zavallı suçlularmışlar da polis tarafından yakalanmışlar gibi kıvrılmışlardı. Parlak ışığın ortasında kümelenmişlerdi ve bazı heykeller başlarını kollarına gömüyordu.
Bai Liu bu heykellerin önünde sanki büyük bir şeytanmış gibi çömeldi ve gülümsedi. “Ah, gerçekten doğru tahmin ettim. Işıktan korkuyorsunuz.”
Küçük televizyonun önündeki insanlar, “……”
“Sen şeytan mısın!!”
“Siktir! 3D projeksiyonların yeni bir kullanımı var!”
“…Hangi insa, güçlü bir el feneri tuttuğu görselini 3D projeksiyona yükler ve onu deniz insanı heykelleriyle başa çıkmak için kullanmayı düşünür ki?”
“Kahretsin, 3D projeksiyon benim elimde bir çöp iken o güçlü kişinin elinde ise bir çoğaltıcı. Silahın etkisi ikiye katlandı artık tekrar tekrar kullanılabilir.”
“3D projeksiyon almadan duramayacağım…”
“Ah, projeksiyonlar şu an indirimde! Üç tanesi yalnızca 8 puan! Hızlıca kap!”
Yan tarafta, doğru eşyayı seçtiği için yere göğe sığdırılamayan oyuncu; bir yandan deniz insanlarını geride tutmak için meşalesini çılgınca sallıyor, bir yandan da telaşlı bir halde sıcak havuzun içinde gazeteyi okumaya çalışıyordu. Deniz insanı heykelleri ateşli bir yüz ve keskin pençelerle hala ona yaklaşıyorlardı. Durmadan ona yaklaşıyorlar ve oyuncu ise her an ölüme gidiyor gibi görünüyordu. Bu sahne aşırı derece korkutucu ve heyecanlıydı.
Bu sahne açıkça insanların kalplerini yerinden hoplattı ama Bai Liu’yu izlerken tatsız ve sıkıcı gelmeye başladı.
Bai Liu üç projeksiyonuyla deniz insanı heykellerini sanki polismiş gibi sardı. Sonra acele etmeden gazeteyi salladı ve sanki tatildeymiş gibi sıcak su havuzunda okudu. Bu sırada deniz insanı heykelleri hareketsizce dairenin ortasında zayıf, acınası ve muhtaç şekilde kıvrılmışlardı.
Bu zıtlık basitçe çok fazlaydı!!
Biri karmaşık bir tavırla iç çekti. “Şu andan itibaren Siren Kasabasını bitirmek için kullanılabilecek en iyi eşya meşale değil….”
[347 kişi Bai Liu’nun küçük televizyonunu beğendi, 355 kişi Bai Liu’nun küçük televizyonunu kaydetti, 21 kişi Bai Liu’nun küçük televizyonuna ödeme yaptı ve oyuncu Bai Liu 21 puan elde etti.]
[Oyuncu Bai Liu bir dakikada 300 beğeni elde etti ve ünü hızla yükseliyor!]
[Oyuncu Bai Liu, bir üst seviyeye geçme hakkı kazanıp merkez lobisindeki oyuncu ekranının sınırına ulaştığı için tebrikler. İzleyicilerin sayısı hızla artıyor…]
Biri Bai Liu’nun televizyonuna transtaymış gibi bakıyor. “Siktir, ilk defa acemi bir oyuncunun üst seviye geçme hakkı kazanıp merkez lobisine girdiğini görüyorum.”
“Güçlü bir oyuncunun yükseldiğine şahit oluyor gibiyim…”
***
[‘Siren Kasabası Canavar Kitabı’ deniz insanı heykeli paneli güncellendi.]
[Canavar adı: Deniz insanı heykeli (Pupa evresi), Muska Heykeli (Koza evresi)]
[Zayıflık: insan gözlerine doğrudan bakmak, parlak ışık (2/3)]
[Saldırı yolu: kuluçkaya almak.]
[Oyuncu Bai Liu’nun, Canavar Kitabındaki ‘Deniz insanı Heykeli’ bölümünde toplaması gereken yalnızca bir sayfa kaldı. Oyun bitince eş değerdeki ödülün kilidi açılacak.]
Bai Liu deniz insanı heykellerinin zayıflıklarından birinin parlak ışık olduğunu çok önceden tahmin etmişti. Aslında tahmin etmesi çok kolaydı.
Daha önce şoför bazı değerli balıkların yalnızca gece dışarı çıktığını çünkü güçlü ışıktan korktuğunu söylemişti. Deniz insanı avı etkinliği de gece yapılıyordu. Deniz insanın da bir tür balık olduğu düşünülürse ışıktan korkmaları normaldi.
Deniz insanlarının ışıktan korkup korkmadığına gelince Bai Liu bu sonuca kolayca varamamıştı.
Bu sebeple Bai Liu inceleme yaptı ve gün içinde Siren Kasabası caddelerinde herhangi bir deniz insanı heykeli bulmanın çok zor olduğunu fark etti. Otel ve Siren Müzesinde yetersiz ışık vardı ve bir sürü deniz insanı heykeli vardı. Deniz insanlarının duyma ve koklama duyularının olmadığı çıkarımını yapmıştı ama görüşleri aşırı derecede hassastı bu yüzden ışığı algılamak konusunda güçlü bir yetenekleri vardı.
Cevap gözünün önündeydi. Deniz insanı heykelleri ışıktan korkuyordu.
Bai Liu’nun kemiklerinde biraz kumarbazlık vardı. Bu sonuçtan sonra, bu zayıflığın en ucuz yöntemi kullanarak hem sakince hem de çılgınca peşinden koştu.
Güçlü ışıkla kaç tane deniz insanı heykelini geri çekilmeye zorlayabilirdi? Güçlü ışık deniz insanı heykellerinin üzerinde ne kadar etkisi vardı? Ne kadar süre etki altında kalıyorlardı? Eğer deniz insanı heykelleri kuşatma oluşturursa güçlü ışık onları yarıp geçmesinde yardımcı olur muydu?
Bu sebeple Bai Liu bir deney planladı. Bilerek deniz insanı heykelleri tarafından kuşatılmaya alındı ve güçlü ışık ve projeksiyonu kullanmayı denedi. Tabii ki, başarısız olabilirdi ama Bai Liu bu şeyleri körü körüne yapmazdı. Çıkarıma göre başarı oranı %80’den daha fazlaydı. Bai Liu gelecekte böyle bir durumla yüz yüze gelirse tekrar kumar oynamaktan çekinmezdi.
Eğer başarısız olursa başarısız olurdu. Risk yoksa ödül de yok. Bu normaldi. Oyun oynamak riski bir süreçti ve o bir oyun oynuyordu.
Fakat şu anki dikkati havuzda yumuşamış gazetedeydi. Bai Liu tuttu ve nazikçe gazetenin arkasını yırttı. Ayrıldı! Elbette bu sıradan bir gazete değildi.
[Oyuncu Bai Liu sıcak su havuzunda gazeteleri ayırma görevini tamamladı ve 10 puan elde etti.]
[21 puan daha önce bağış yapılmıştı ve şu anki puanın 31’e ulaştı. Almak istediğin bir eşya var mı?]
Bai Liu reddetti ve gazeteye bakmaya devam etti. Bai Liu ikiye ayrılmış gazetelere dokundu. Kalınlık açıkça farklıydı. Biri çok daha inceydi. Hafifçe kaşlarını çattı ve kalın olanı yırttı. Tekrar ayrıldı.
Vay. Bai Liu’nun kaşları yukarı kalktı. Görevin tamamlandığını söyleyen hatırlatıcıyla neredeyse kafası karıştı. Aslında altında hala yapışmış gazeteler vardı. Eğer iki kere bakmasaydı bu yerle ilgili tüm bilgileri bulduğunu sanardı.
Hey, bu oyun oldukça aldatıcıydı.
Bai Liu yedi ya da sekiz kez ayırdı ve arkasındaki küvet ıslak ve eski gazetelerle doldu. Daha fazla katman olmadığını onayladı ve hızlıca içeriğine göz attı. Dokuz eski gazetenin başlığında da kayıp turistler hakkında polis tarafından yayınlanan ‘kayıp ilanları’ vardı. Eklenen kayıp insanların sayısı…yani, az değildi.
Turistlerin kaybolmasının en erken zamanı, Siren Müzesi’nin yeni açıldığı geçen yıla kadar izlenebiliyordu.
Başlangıçta, çok fazla kayıp turist yoktu ve açıkça hırsızlık işaretleri vardı. Popüler turistik yerlerde her zaman kayıplar olurdu bu yüzden bir iki insan büyük bir olay değildi. Böyle kalabalık yerler her zaman suç işlemeye eğilimliydi ve burası deniz kenarıydı. Denize düşmek ya da kaçırılmak ve soyulmak normaldi. Bu şeyleri sadece kayıt için rapor etmeliydin.
Fakat Jeff’in Bai Liu’nun dediği şeye dayanarak dış dünya geçen ay burada kaç tane kişinin kaybolduğunu bilmiyordu. Turizm sektörü aktif bir şekilde gelişiyordu. Ta ki kayıp insanların sayısı gittikçe artana kadar ve sık sık garip olaylar yaşanıp insanlar bunu fark edene kadar. Geçen ay Siren Kasabasında kaybolan kişi sayısı 12’ydi ve bu büyük bir olaydı.
Eğer Bai Liu yanlış bilmiyorsa turist kayıplar belediye başkanı Harris tarafından örtülüyordu. Halkını kendi çocukları gibi seviyordu ve turizm sektörünün gelişiminin devam etmesi için haberleri birkaç yöntemle susturdu.
Gazetedeki bilgiye bakarak buradaki kasaba halkı suç işlemekte gerçekten iyiydi.
Bai Liu gazeteleri ve projeksiyonları topladı. El fenerini heykellere doğru tuttu. Bir kez hareketsiz kaldıklarında Bai Liu koridora çıktı ve Lucy ve diğerlerinin beklediği Siren Müzesinin merkezi sergi salonuna yöneldi.
Denildiği gibi merkezi sergi salonunda yalnızca sıkıca kilitlenmiş ve kurşun geçirmez cam kabinlere yerleştirilmiş deniz insanı iskeletleri vardı. Şoförün yakaladıklarını söylediği o mükemmel deniz insanı iskeleti, her şeyin başlangıcıydı.
Bu iskelet sanki denizden Siren Kasabasına bir hediyeydi. Siren kasabasına hem zenginlik hem de uğursuz bir his getirmişti. Herkes sadece getirdiği zenginliği gördü ve kimse şu anki şanssızlığın geldiğini fark etmedi.
Bai Liu yürürken sersemledi.
Merkezi sergi salonu daire şeklindeydi. Ortada kristal bir tabut gibi duran cam bir kabin vardı. Cam kabinin içi deniz insanı ‘iskeletini’ hiçbir yer karanlık kalmayacak şekilde 360 dereceyle beyaz LED ışıklarla aydınlatılıyordu. Bai Liu iskelet denilen bu deniz insanı cesedine şaşkınlıkla baktı.
Buna iskelet denmemeliydi. En azından Bai Liu’nun standartlarına göre.
Lucy cam kabinin içindeki deniz adamına takıntılı bir ifadeyle baktı. “Çok güzel. Daha önce hiç bu kadar mükemmel bir görüntü görmemiştim. Bilgisayarda üretilen bir şey bile değil.”
Jeff de fazlasıyla etkilenmiş görünüyordu. Şokta olan çocuk kalın gözlükleriyle ve inanmazlıkla deniz adamına bakıyordu. Ne kadar süre orada durduğu bilinmiyordu.
Her zamanki gibi Andre tabii ki bu yaratığı küçümsedi. “Hepiniz aldatılıyorsunuz. Sadece balık kuyruğunu insan vücuduna dikmişler ve cam kabine koymuşlar. Gözler için aldatıcı bir numara…ama gerçekten iyi yapılmış.”
Deniz adamının vücudu cam kabinin içindeki sıvının içine dalmıştı. Sol elinden omzuna kadar beyaz bir kemikti, gerisi ise gerçek bir insan gibi et ve kandan oluşuyordu.
Hatları zarif, keskin ve yapılı kasları ince kemiklerini sarıyordu. Kabarcıklar yavaşça koyu mavi sıvıda yükseliyor ve deniz adamının etrafında karmakarışık olmuş uzun, koyu kahverengi saçlar dalgalanıyordu. Sonunda inci gibi uzun kirpiklerde sıkışıp kaldılar.
Gözleri kapalıydı. Yüzü o kadar narin ve güzeldi ki sanki inanılmazdı. Uzun, hafif dalgalı saçları güzel yanaklarının karşısında dalgalanıyordu ve böylelikle sıradan insanlardan çok farklı olan bir çift kulağı ortaya çıkarıyordu.
Sol kulağı, suda parlak bir şekilde parlayan, mika benzeri kabuk dokulu bir yüzgeçti; sağ kulağı ise uzun ve ıslak saçlardan çıkan, kemik benzeri bir yüzgeçti.
Dolambaçlı kuyruğu denizde parlak, gümüş-mavi bir kurdeleye benziyordu. Cam kabine asılmıştı ve ters üçgen şeklindeki pulları ışığın altında parlıyordu. Sağ elinin parmakları arasında, göğsünde sol elinin beyaz kemiklerini örten saydam bir zar vardı.
_______________________________________________
Yazarın diyecek bir şeyi var:
Bu gong’un* ilk görünüşü. Lütfen iyi görünen bu asil, beyaz, güzel gong’u destekleyin. Bu adam yakında kararacak.
*Gong: Danmei’lerde(Çin BL romanlarında) top/seme anlamına gelmektedir.
Xiao* Bai onun gelecekteki partneri olacağını bilmiyor. Gerçek hayatta cesetlerin kaç paraya satılacağını merak ediyor. Domuzdan daha pahalı olmalı.
*Xiao: küçük demek. Yani yazarımız Bai Liu’ya küçük Bai diyor. Samimi bir hitap şeklidir.
Gong: …….
Hadi gong için biraz göz yaşı dökelim.
_______________________________________________
Çevirmen: MadamCurie
bunu cok merak ediyorumm çeviri düzenli gelirse miss
Gelir tabii ki😌( çevirmeni benim)
COK TESEKKURLERR^^ YENİ BÖLÜM HANGI GUNLER ACABA BELLİ BİR DUZEN VAR MI ?
Okula gittiğim için belli bir gün yok ama haftada iki bölüm atarım
Ellerinixe sqglikkk bunu okumak cokkk istiodumm
İngilizce hâlini can cekiserek okuyodum en son artık can cekismeme gerek yok sghakjxhvakh
Manga olarak cevirlmiyor muydu bu sanki ilk bölümü öyle okumuştum burda pek hatirlamadigim için soruyorum
evet, manhuası yeni çıktı. sitemizde bulabilirsin
Çok teşekkür ederim