Fake Slackers - Bölüm 129
“Sigorta satmak” lafı, 3. sınıf tayfası arasında uzun süre acımasızca dalga konusu olmuştu.
Bunu başlatan da Xie Yu’ydu:
“Bunu mu seçtin sen?”
“Özenle seçtim, efsane,” dedi He Zhao.
Okula döndüğünde üstü başı rahat, ayağında terliklerle bilgisayar labında tercih yapmıştı. Formu doldurduktan sonra da ekledi:
“İmzaları sakladım, ileride tarih yazınca—”
“Tarih yazacakmış…” diye araya girdi Xie Yu.
“Evet baya iyi. Sigortacılık—yükselen sektör.”
“…”
—
Ama dalga geçse de Xie Yu istemsizce sürekli tercih formlarına bakıyordu.
Kendi formuna…
sonra He Zhao’nunkine…
Niye baktığını kendisi de bilmiyordu.
İkisi de sadece ilk tercihlerini yazmış, diğerlerini boş bırakmıştı.
Sınıf şoktaydı.
Wan Da hayran hayran baktı:
“Siz ayrı bir seviyesiniz. Tsinghua ikilisi… biri para koparır, biri can alır. Ömür boyu anlatırım bunu.”
He Zhao güldü:
“Sen ne yazdın?”
“Bil bakalım?”
Wan Da çoğu kişi gibi memlekete yakın bir okul seçmişti.
Xie Yu bakıp dedi:
“Haa… paparazzi.”
“Gazetecilik bu!” diye itiraz etti Wan Da.
—
Adım adım ilerledikçe yol netleşiyordu. Ama 3. sınıfın başındaki o kafa karışıklığı… geleceğin belirsizliği…o acemilik hali…aslında değerliydi.
Xie Yu düşündü:
Onunla He Zhao’nun ortak noktası da, 3. sınıftaki herkesinki de aynıydı:
“İyi ki o zamanlar tökezledik.”
Biraz duraksadıktan sonra, birkaç dolambaçlı yoldan geçince… bu manzaraya ulaşabilmişlerdi.
—
Xie Yu yemeğini bitirip kutuyu kapattı.
Profesör Yang bir daha kimseyi ayarlamaya çalışmamıştı.
Kızlar da vazgeçmişti.
Artık sadece “merkezi klima”yı uzaktan izliyor, soğuktan titriyorlardı.
Xie Yu gülümsedi:
“Kin tutuyorsun baya.”
“Tutarım,” dedi He Zhao.
“Senle ilgili her şeyi hatırlarım.”
—
Normalde rahat, umursamaz biri gibi görünüyordu.
Ama konu sevgilisi olunca…
aşırı küçük hesaplıydı.
Gerçekten aşırı.
Keşke Xie Yu’nun etrafına bir daire çizip yazabilseydi:
Benim!
Yanına da:
Dokunan ölür!
—
Gece ilerlemişti.
İkisi omuz omuza yurda yürüdü.
“Erken yat.”
“Sen de.”
Ama He Zhao bırakmak istemedi.
Tekrar sarıldı.
Karanlıkta kimse görmezdi.
“Hatırlıyor musun,” dedi,
“Hocamız üniversitede istediğimizi yapabileceğimizi söylerdi.”
“Hı?”
“Yalan. Sevgiliyle bile vakit yok.”
Xie Yu güldü.
Son zamanlarda gerçekten yoğundu.
Elini kaldırıp He Zhao’nun çenesini tuttu…
ve onu öptü.
—
He Zhao refleksle ensesine bastı.
Saçları yumuşaktı.
Dokunurken aklına forumda gördüğü şey geldi:
Tıp öğrencilerini kurtarın!
Saçım gidiyor!
Saç dökülmesine çözüm var mı?!
—
Kulağına eğildi:
“İstersen sana saç çıkarıcı öneriyim, erken önlem…”
“Gel buraya sen.”
—
Gece yarısı yemek getiren sevgili…
dövülerek yurda geri gönderildi.
Xie Yu artık daha kontrollüydü.
Ama gereken yerde…
yumruk yine yumruktu.
“Tamam tamam,” dedi He Zhao gülerek.
“Abim, hatalıyım.”
—
Xie Yu sahte birkaç darbe attı.
He Zhao bileğini yakalayıp tekrar çekti.
Xie Yu aniden dedi:
“Yarın lab yok.”
He Zhao anlamadı.
“Sevgilimle vakit geçireceğim.”
—
He Zhao:
“Sabah dersim var. Sen uyu.”
“Biliyorum,” dedi Xie Yu.
“Çalışma arkadaşı ister misin?”
—
Ertesi gün gerçekten derse gitti.
Finansal Ekonomi Giriş
Hoca dışardan gelenlere hoşgörülüydü.
Hatta seviniyordu.
Arada Xie Yu’yu kaldırdı:
“Finans hakkında ne düşünüyorsun?”
Herkes döndü.
Ünlü “merkezi klima”yı görmek için.
—
Xie Yu sakin kalktı.
He Zhao içinden:
Sigorta satmak deme sakın…
Kitabı açıp fısıldadı:
“Şu satırı oku.”
Xie Yu baktı…
kendi cümlesiyle anlattı.
Hoca memnun:
“Çok yetenekli. Bölüm değiştirebilirsin.”
Xie Yu: “…”
—
Ders ilerledikçe hoca onu bırakıp He Zhao’ya yöneldi.
He Zhao not alırken bir yandan Xie Yu’nun elini tuttu:
“Sıkıldın mı?”
“Biraz.”
Durdu…
“Seninle olunca değil.”
—
Bir süre sonra Xie Yu’nun telefonu titredi.
Bilinmeyen numara.
Açtı:
“Merhaba! Drama kulübünden arıyoruz!”
Xie Yu direkt telefonu uzattı:
“Seni arıyorlar.”
He Zhao kapattı:
“Açmıyorum. Bıkmadılar mı?”
“Ünlü değil miydin?” dedi Xie Yu.
“Ünlü falan değil. Fan kulübü bile kurmuşlar…”
—
İlk gün röportajı hatırladı:
“Lisede zorlandın mı?”
“Yok, öylesine girdim.”
“…Peki üniversite planın?”
“Sevgili yapmak.”
—
Video viral olmuştu.
Drama kulübü peşine düşmüştü.
Bilet karaborsası bile oluşmuştu.
Sonunda He Zhao “emekli” oldu.
—
Ders uzadıkça Xie Yu dayanamayıp uyudu.
He Zhao sol elle not aldı.
Sağ eliyle başını destekledi.
—
Hoca anlatıyordu:
“Risk kavramı…”
Öndekiler dönüp bakıyordu.
He Zhao farkındaydı.
Ama elini çekmedi.
—
Hiç saklamadılar.
Açıklama da yapmadılar.
Umurlarında değildi.
—
Xie Yu yarı uykudan uyandı.
Bir an…
eski günlere döndü gibi oldu.
Sıra arkadaşıydılar sanki.
—
Ama yanındaki kişi değişmişti. O şimdi daha olgun , daha sakindi. Bir saat takıyordu ve o saati Xie Yu vermişti.
Kırmızı ip bileklikle birlikte duruyordu.
—
Xie Yu içinden düşündü:
He Zhao…
Hangi yaşta olursa olsun parlıyordu.
Ve en önemlisi tamamen onundu.
novel okumayı seviyorum